8 Şubat 2007 Perşembe

ALİCE HARİKALAR DİYARINDA 2 .........


hiç düşündünüz mü....

mark knopfler...
nasıl oluyorda
bu kadar güzel gitar çalabiliyor
sultans of swing gibi bir şarkı nasıl yazılır

sting....
nasıl bu kadar güzel şarkı söylüyor
öyle gülümsemeyi nasıl beceriyor

teoman...
bu kadar güzel şarkı sözlerini nasıl yazıyor
edebiyat öğretmeni kimmiş

çinliler ...
nasıl bu kadar leziz yemek yapabiliyorlar
yemek tariflerini
nereden bulmuşlar

oyster sos....
içine koyduğum her yemeği
nasıl oluyorda bu kadar lezzetli yapıyor
yoksa sihirli bir şey mi

bülent(kardeşim)....
yirmidört saat - üçyüzatmışbeşgün
nasıl böyle neşeli olabiliyor

james brown ....
saçlarını neden öyle tarardı
saçlarını hatırlıyorum
müziğinden fazla

dante...
ilahi komedyayı yazarken
benim okurken
zorlanacağımı düşünmüşmüdür

meclisin nasıl bir kuaförü var.....
neden bütün milletvekillerinin
saçlarını aynı renk boyuyor
saçlarını boyatan erkekler
neden serçe parmaklarına
yüzük de takarlar
daha mı havalı olduklarını düşünürler

yoksa
tüm bunlar ben gülümseyip
mutlu olayım diye mi var
bana mı öyle geliyor
galiba
dünya planeti eğlenceli bir yer


berrin

7 Şubat 2007 Çarşamba

VAZGEÇMEYİN...


Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya calışır ama akrep onu tekrar sokar.

Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya calışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam şöyle der: "Sokmak akrebin doğasinda (dharmasında) vardir. Benim doğamda (dharmamda) ise sevmek var.
Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?"

Sevmekten vazgeçmeyin. İyiliğinizden vazgeçmeyin. Etrafınızdaki insanlar sizi soksalar da…


**************************


Hindistan'da çok ünlü bir resam varmis... Herkes bu ressamin yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş...Ve herkes onu "Renklerin Ustasi" anlamina gelen Ranga Çeleri olarak tanisa da; kısaca Ranga Guru derlermiş...



Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş...



Ranga Guru ise;

- Sen artık ressam sayılırsın Raciçi.. Artik senin resmini halk değerlendirecek.

diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı birakmasını istemiş.



Raciçi denileni yapmiş...Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.



Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermis. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin enkalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru... Ama bu defa yanina bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanina insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden biryazı ile birlikte birakmasini istemis.



Raciçi denileni yapmış... Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, firçalar da, boyalar da kullanılmamış..

Çok sevinmis ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış..



Ranga Guru ise;

- Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün... Hayatinda resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı... Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini, yapici olmalarini istedin... Yapici olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi...

Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.. Emeğininin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın... Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur...



Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma ve asla eleştirilere üzülme...

havadisler


cok komik seyler oluyor. taslarla ilgilendikce farkli insanlarda ilgilenmeye basladilar. isten arkadasim zeynep- her sabah cay keyfi yaparken konustugumuz kritsaller ve zafer'in buyulu dukkani zeynep'i sardi. artık kristalleri hayatinda önemli bir yer tasiyor. tango derslere gittigim arkadasim doğac, kendisi tamam trekking yapmis, doğayi sever ama kristallerin kendi enerjileri var ve bize şifa konusunda yardim edebilir farkinda degildi, o sohbetlerimizden megersem etkilenmis ve zafer'in dukkanina bugun gidecegiz. dun bir akik gosterdim, "bu taş beni çağırmadı" dedi ve benim ağızımdan "afferin!" cikti. ne cabuk heyecanlaniyorum yaa. asagidaki projede hep hasta olan kiz, 3 sene boyunca kendisinden hastalik hikayesi anlatmamasi icin "nasilsin" degil de "naber kendine iyi baaak!" deyip kactigim insanla bu aralar yemek organizasyon icin yaninda oturan hanimla calistigimda tas konusu cikti. hep hasta olmak isteyen kiz iste bu tasi da kullanmis o tasi da ve bu tas tasiriyormus anlatti filan. ben bir yorum yapmadim hatta "hıhı" bile demedim. dun bana tutsu hediye etti (ofiste yakiyorum ya). enteresan degil mi? ayni kisla boyle bir konusmamiz olmustu
kizcagiz: ah ah irem
ben: ne oldu
kizcagiz: nasil incesin, cok ozeniyorum
ben: ee sende oyleydin bi zamanlar (pot)
kizcagiz: ııı evet oyleydim
ben: vejeteryanliktan vazgecmissin
kizcagiz: ııı evet ama bi bilsen nasil hast-
ben: kendine iyi baaak

yani boyle bir pottan sonra konuscagini beklemiyordum. degisik bir supriz.

kargocular cok gelir ve hep calistigimiz dandik firma- ama elemanlari cok cici olan- kargocu geldi. ama eski elemandi. hep elemanlar ayrilirlar ve hep bir sekilde yine gorurum. neyse eskisi geldi ama bununla pek muhabbettim yoktu (haluk ismi). odama girdigi an "aaaaaaa nasilsiniz nerelerdeseniz. hani ayrilmistiniz?" bana ayrildigi sebepleri anlatti, kargocunun babasi vefat etmis ve haluk kendi isyerinden izin alip 3 gun yardim etmek icin gelmis. ne cici insanlar dedim icimden.motoru var buyuk bi, beni gezdirse dedim icimden.

hepimiz birbirimizi etkiliyoruz etkileniyoruz ve gormuyoruz. gordugumuz zaman dediklerimiz ve dusunduklerimize daha dikkat ederiz. gecen sabah kafasi karisan dolmus sofore kizdim ve bagirdim. butun gun etkiyi uzerimden atamadim. dunyaya, sevdiklerime bol isik gonderiyorum. optum herkesi.