Gülçin/ Aşka dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gülçin/ Aşka dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2008 Perşembe

Sevgili Gülçin, izninle...

Sevgili Gülçin,
AŞKA DAİR isimli blogundaki bu yazını tesadüfen gördüm, çok da hoşuma gitti... Bu güzel yazın TOFU Grup'da paylaşmalı, gönlüm el vermedi bırakıp geçmeye...
İzninle, buraya taşıyorum, umarım sence sakıncası yoktur... :)
Sevgilerimle,
Nilambara
*
*************************************
*
OYLECE KALDI
*
Kursat Basar’in kitaplarinin hepsini okudum. Ilk kitabini okudugum gun asik oldum. Tv de program yapmaya basladiginda yillar once cok mutlu olmustum. Bir siklik vardir bir farklilik. Davranislarinda, ,konusurken sectigi kelimelerde,ifadesinde. Aski cok guzel anlatir,asik erkegi cok guzel tanimlar,kadina soylenecek ask sozlerini cok guzel secer. Tabii yazar olmanin getirdigi avantaslari var bunda ama hepsi o degil. Baska seyler var onda beni etkileyen.Tarifi zor. Son kitabini bulabilmek icin dolasirken internette Emin Colasan’in son kitabina rastladim.Encok satanlarin basinda. Maalesef ben istedigim kitabi bulamadim ama Colasan’in kitabini gorunce Hurriyetten atildigini anladim.Secimlerden sonra gazete okumuyorum ama O’nu daha once atmislar.ne kotu. Boylece secimlerden once de gazete okumadigim cikti ortaya. Basta Mehtap olmak uzere uyarildim, Heryerde soyleme cahilligin ortaya…Her insan baska bir renk getirir aslinda oldugu ortama. Hep gri giyinen insanlar toplulugunu dusunun ne ruhsuz olur degil mi??Uzuldum.Ama en cokta koktum.
*
Son zamanlarda her Tofu’yu acisimda birinci yilimiza yaklasiyoruz yazisini gordukce kalbimde sikismalar basladi. Yazi yazmak lazim.
Berrin arada soruyor niye yazmiyorsun? .
Mehtap soruyor napiyorsun??
Valla hic.
Oyle degil tabii.
*
Taaaaa eskilere gidersek Betul’un panolara konulan guzel kiz resimlerinden sonra kafam karisti. Burda panolarda birden yakisikli erkekleri gormeye basladim.Estetik cerrahlar kendi reklamlarini kendi fotograflariyla yapiyor. Hepsi cok bakimli ,hepsi cok sik, hepsi cok yakisikli,hepsi cok guvenilir gibi. Zor is.Yazsam diye hazirlandim. Oyle kaldi.
*
Derken Nilambara’nin kaktusleri derken,Fatih’in yolda gorup opup basima gotururum hemen dikerim dedigi sardunyalar, obur cicekleri, Hemen ciceklerimi cektim bahcede .hepsini baska renk dikmistim.Hepsi oyle guzel actiki. Babamin cicek sevgisini annemin bunu atalim derken babamin olur diyip hemen baska saksilara dikisi evde saksi azaltmak icin cabalayan anneme karsi babamin saksilarinin dogurdugu ucuzleri besizleri yazsam dedim oylece kaldi.
*
Italya’da yasayip Amerikan sinamasina giden birde disarida oturacak yer yok diye sikayet eden Mehtap. Italya’da Italyan sinemasina gidilir. O gittigin gercek Amerkan sinemasi olsa degil koltuk, acilir kapanir yatak olanini koyarlar birde eline tereyagli popcornla large coke verirler insanlar rahat etsin bir daha ki sefere yine gelsin diye. Cok yazmak istedim. Oylece kaldi.
*
Derken su tafik yazilari. Hem uzucu hem sikintili. Benim de kendime gore sikintilarim var burda .Trafik isigi olmayan yerlere geldigimde her seferinde kim onden gecicek diye verdigim mucadele. Herkes yolu birbirine ikram ediyor. Nolur once siz buyrun.,olmaz valla siz ince geldiniz,siz gecin. Birkac dakka suren bakismalar. Her sabah ayni dert. Bir gun desem bizim memlekette sofor dedigin takar vitese basar gaza trafikte kibarligin luzumu yok annadin mi. Yaziyim dedim.Yazamadim.
*
Sonra Berrin’in Ilahi Tatlari. Bakarmisiniz su tariflerin guzelligine,su ikramin sikligina. En az 50 kisinin yorum yazmasi gerekir oraya. Arkadasim diye degil ama ne sululuk var ne luzumsuz laf. Anlayan anlar. Uyanin blogcular,uyanin yorumcular diyim dedim. Oylece kaldi.Sonra cok uzun yazilar zor okunuyor diyen birinin birden cok uzun yazilar yazmaya baslamasi banada okudun mu ha okudun mu diye sormasi. Hatirlatsam dedim eskileri. Yazamadim. Oylece kaldi.Sonra biraz ask tan bahsetmek istedim. Oturup ask siirleri okudum. Cekimler yaptim kendi kendime evde.Tofu’ya gondermeye calistim. Basaramadim. Editorun sen ya bana yolla ya you tube dedigini duymamazliktan geldim. Offf basaramadim iste dedim. Oylece kaldi.Liste daha uzun. Her yaziyi okuduktan sonra iste hep cinlikler gelmeye basladi dilimim ucuna. Yazsam bir turlu yazmasam icimde bir sikinti. Herseye muhalefet olmaya calisiyorum.Hep komik yorumlar yazmak istiyorum .Yazmasam daha iyi dedim. Ama icimdeki sikinti gittikce buyumeye basladi Tofu’ nun yildonumu yaklastikca.
*
Ya dedim. Simdi bunlar beni nasil aldilarsa birinci yil serefine atarlarmi blogtan. Bak Colasan’in gozunun yasina bakmamislar . Baska tanidigim blogta yok ortada kalirim.Ama atmadilar. Cok mutluyum.Ve bir gun birinci yil yazisini ve fotograflari gordum.Baktim guzel gorunuyorum. Ben bu fotograflarin icinde olmasaydim nasil ic cekerdim ufff su gruba bak diye dusundum. Yaz artik Gulcin dedim yaz. Anladim ki bu ise ASKLA sikica sarilmak lazim. YASASIN ASK YASASIN TOFU
*
December’o7

28 Ağustos 2007 Salı

SEVGILERDE


Hersey iki kardinalin serenadiyla basladi. Aska Dair etiketi bosuna alinmadi.Ben bu haberleri bekliyordum . Ne guzel. Daha devami gelicek hazir olun.Hersey iki kere meydana gelir.Once kafamizda sonra gercek hayatta. Kiyafetler kontrol edilmeli. Diyetler baslamali.Gelinin yaninda arkadaslari da guzel durmali. Zaten guzeller.

Sevgileri, yarinlara biraktiniz
Cekingen,tutuk saygili
Butun yakinlariniz
Sizi yanlis tanidi.
Bitmeyen isler yuzunden
(Siz boyle olsun istemezdiniz)
Bir bakis bile yeterken anlatmaya herseyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldi
Siz genis zamanlar umuyordunuz
Cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek
Yillarin telaslarda bu kadar cabuk
Gececegi akliniza gelmezdi.
Gizli bahcenizde
Acan cicekler vardi
Gecelerde ve yalniz
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadi.

Behcet Necatigil'in
Sevgilerde siiriydi bu guzel dizeler. Bundan 10 yil once yaptigim sanat ve edebiyat icerikli radyo programlarimin dosyalarinda buldum dun gece. Fon muzigim de 3 unlu tenorun guclu sesi vardi. Eger biri bana ogretirse nasil olabilecegini burdan size okurum birgun brbirinden guzel ask siirlerini.


Gecenin biryarisi.Marsi gormek icin bekliyorum.Eger gorursem butun ev halkini uyandiricam. Bugunde arkadasim iste okudugu kitabi anlatti. Erkekler marstan kadinlar Venus ten. Biraz fazla tesaduf degil mi sizce.


Bu arada gecen haftanin yazilarina ve yorumlarina toplu yazdigim yazi daha gonderemeden guncelligini kaybetti. Tofu haftaya hizli basladi. Benim hizim sizlere yetisemedi.Ama isin icine ask girdimi.


Aska Dair soylenecek cok sey var.
Gulcin,August’07

24 Ağustos 2007 Cuma

Victoria'ya Dogru


Seattle’dan hizli bir tekneyle 2 saat icinde Canada’ya British Colombia’nin bassehrine Victoria’ya gidiyoruz. Daha yavas gidenleri ,feribot gibi olanlari da var. Arabaniz yoksa ve zamandan kazanmak istiyorsaniz bu daha akillica bir fikir. Aslinda ben bu bolumu tumuyle cikarip bir sonraki yerlere daha once gidelim istedimsede israrlara dayanamayip peki o zaman sadece bir gece de anlastik. Cok keyifli bir yolculuktan sonra iste Victoria ‘dayiz. Otelimiz tam iskele’nin karsisinda. Hava kazak ve cekete ragmen usutuyor.

Pasaport islemlerini bitirdikten sonra otele valizlerimizi birakip kendimizi disarda bulduk. Buraya “Canada’s Garden City” diyorlar. Sokaktaki her electric direginden tutunda akliniza gelebilecek her yere cicek sepetleri asmislar. Bunlari yapmakta ayri bir sanat. Toprak kullanmiyorlar ki agirlik olmasin. Eger dusersede ciddi bir zarar vermesin. Oteldeki brojurde cok guzel anlatmis.pekte zor gorunmuyor. Yapilacaklar listesine alsam mi??
Yemekte yine balik var. Nefis bir sunus ve tat. Ama aklimiz disarda. Ben coktan pismanim buraya bu kadar kisa sure ayirdigim icin. Ertesi gun ogleden sonraya kadar daha cok pisman olucam. Ne buyuk bir hata. Hersey o kadar etkiliyiciki. Gece karanlik ama biz surekli fotograf cekmeye calisiyoruz. Sehir merkezine dogru yurudukce daha da canlaniyor ,kalabaliklasiyor. Isil isil dukkanlar,oteller,sanatlarini gostermeye calisip para kazanmaya calisan sokak sanatcilari. Sagim solum onum arkam tarih tarih tarih. Ben burayi cok sevdim. Bu kalabaliga yerde bir tane cop yok. Hic mi bir cocuk yedigi sekerlemeninkagidini yere atmamis,peki ya sigara izmaritleri.YOK. Ertesi sabah erkenden disardayiz. Sahil boyunca elisi yapip satan tezgahlar acilmaya basladi. Tek tek yavas yavas bakmak lazim. Zaman yok. Ama gorduklerim arasinda tahta oymalar ve takilar cogunluktaydi. Bizim cocuklugumuzda minik boncuklarla yaptigimiz yuzukler bileziklerden goruyorum.hatta bana bir arkadasim yuzuk yapip ismimi yazmisti. Burda aktivite cok. Tabii biraz kalirsaniz. Golfing, running, biking, camping, kayaking, diving…. Emeklilerin yerlesim yeriymis. Bahceli cok sik villalar. Onunden gecerken bahcelerinden gelen gul kokulari. Ama ayni zamanda balayi yeride. Cok RoMANTIK.. Hava hep ilik. Dolayisiyla her mevsim turistik. Surekli sanatsal aktiviteler var. Victoria’nin bir diger adida “Cultural Capital of Canada“. Senfoni orkestrasinin sefi Tania Miller. Cok guzel bir kadin. Ilkbahar ve yazin giderseniz festivallerinden birine denk gelebilirsiniz. Sokaklar hediyelik esya dukkanlari,restoranlar,cafelerle dolu. Dukkanlar da satilanlar asgi yukari birbirinin ayni. Ama cafeler. Benim aklim onlarda kaldi.

Butchart Garden mutlaka gorulucekler listesinde. Dunyanin en muhtesem bahcelerinden biri. Zaten burda hersey o kadar muhtesem o kadar huzur dolu ki. Ne gunboyu gezerken kulaklari tirmalayan muzik,,ne yakaniza yapisip birsey satmaya calisan insanlar, ne yururken huzursuz oldugunuz kalabalik.

Konaklamak icin cok guzel butik oteller var. Vicktarion tarzi dosenmis. Birgunden fazla kalacaksaniz muzeler var. Otellerde ve kafelerde 5 caylari var.Biz bunlara ne yazikki yetisemedik. Hayatimda en hizli gezdigim sehirlerden biri olarak kalicak burasi. En iyisi birdaha gelinecekler listesine almak. Zaman yok. Guzellik cok. Basim omuzumda hafif sirtima dogru donmus olarak geziyorum. Ayaklarimin hizina gozlerim yetisemiyor. Birdaha donup bakmam lazim. Gitme zamani geldi. Valizlerimizi alip bizi ferinin kalktigi iskeleye goturecek olan otobuse geldik. Bu surenin cok kisa olacagini tahmin ediyordum. ama yaklasik bir saat surdu.ve biz adanin bir ucundan obur ucuna kadar geldik. Boylece goremedigimiz bircok yeri gormus, halkin yasadigi daha az turistik olan yerler hakkinda fikir sahibi olduk. Mutahit usulu yapilmis apartmanlar, carsilar, sokaklar. Bu kisa otobus yolculugundan sonra yine feribottayiz. Otobusumuzun numarasini iyice ezberledik ve otobusten inip feribotun en ust katina ciktik. Hava,gunes,mavi,martilar.ben size dedim cok romantik.Hic bitmesini istemedigimiz cok keyifli bir saat gecirdik burda. Adalarin arasindan gecerek okyanusa fazla acilmadan.

Devami var…..
Gulcin,august’07

10 Ağustos 2007 Cuma

Tatil Donusu


Hazir herkes tatildeyken nobettekiler muhtemelen hazirliklara baslamisken ben ilk tatil yazilari bolumunu baslatiyim istedim. Bir dahaki tatillerimiz icin biraz fikir alisverisinde bulunmak, nereye gidilir nereye gidilmez ogrenmek . Hatta bazi arkadaslarimizi planlarindan vazgecirmeye calismak. Zanzibar’i erteletip dunyanin obur guzel yerlerini hatirlatiriz diye dusundum.
Tatile gitmek dinlenmek icinse de aslinda oncesinde bile iyi hazirlanmak ,nerde kalinir,kac gunde kac yer gorulur,bu sefer gormesekte olur dedigimiz yerler sonradan bize keske dedirtir mi,nerde ne yenir,ne alinir nerden alinir.Cok zoor cok .

Bizim ilk duragimiz Seattle. Atlantik Okyonusunu gorunce hepimizin gozleri parladi. Adalar,gemiler,yelkenliler, martilar. Bir haftalik salmon kurune girmeye kararliyiz.Kirisiksiz donucez eve. Gidilmesi gereken yerleri gezdik gorduk.Guzel bir sehir merkezi, Space Needle,kiyidan tekneyle sehir turu,ride the dock turu. Bizce cocuklar icin eglenceli. Sehirde bindiginiz otobus birden okyonusa dalip tekne olarak tura devam ediyor. Cocugunuz okuma biliyorsa supriz olmuyor. Birde acik havada guzel bir uyku cekiyor. Suyun ustune kurulmus barakamsi evlerin hikayesini dinlemekten hafif sikilmisken buda iste onlardan biri 2 milyar dolar diyince canlandik. Sleepness in Seattle filminin cekildigi ev.(eve donunce seyredilecek)
Seattle her mevsim yagmurlu. Hava hep kapaliydi hep yagmurluydu biz ordayken.Yilin 365 gunun 230’u yagmurluymus. Temmuz ortasi hep ceketleydik.Yagmur durur gibi oluyor,sonra yine basliyor.hep ciseler gibi.Soyle iyice bir yagsa acicak ama yagamiyor.Tarzi bu.Sokakta semsiyelerden yurunmez diye dusunurken insan benden baska semsiye kullanan yok. Acaba saclarinin fonu bozulmasin diye napiyorlar cok merak ettim.

Bu sehirde insanlar kahveyi cok seviyor.her yer Sturbacks.Her kose ,her sokak.her boslukta Starbucks.Ilk Starbucks burda kurulmus Market denen yerde.Market’in diger ozelligide balikcilari.Baliklar cok guzeldi,salmonlar kuzu gibi yatiyorlardi Birde balikcilar sarkilar soyleyip koca baliklari birbirlarine atip guzel bir show yapiyorlar.(iyi cardio!!!)

Baska bir ilkte Nordstrom .Ilk burda acilmis.Girmesek olmaz.Buraya kadar gelmisken su ayakkabilara bakmak lazim Armani’mi alsam,Cavalli mi?? 2 milyar dolardan sonra bunlar cok ucuz cok. Icerisi cok kalabalik.Birturlu bize sira gelmiyor..Amann neyse Italya’ya gidince aliriz canim deyip vazgeciyoruz.kendikendimizi mutlu ediyoruz.

Microsoftu soylemeye gerek var mi bilmiyorum.Bill Gates’ten daha sonra bahsedicem.Yok canim O’nunla yemege cikmadim. Bu is geziside degildi zaten.Bende bilgisayar sektorunden degilim ayrica.Ama yinede anlaticaklarim var.

Gelelim yemeklere.Yaz gunu deniz kenarinda olunurda hic icerde oturulur mu??Oturulur oturulur.Restoranlarin disarda masalari var ama disariya servisleri yok. Eee bari pencere kenari olsun diyoruz. Icerde denizin kokusunu duyamayiz ama rengine bakariz.Bizde zor musteriyiz. Burayi Cunda’nin Nesos restoraniyla karistirdik. Biz bir kilo tava barbun alalim,yaninda coban salata,rokali olsun lutfen,kabak cicegi dolmasi,kalamar,..sarap alirmiydik??Alirdik tabii???ustune sade kahve lor tatlisi.

Ne alirdiniz??
Ruyadan uyandik.
Bir “clam chowder” corbasidir gidiyor.Her restoranin ki denendi.

Yemek sonrasi aklim hep onceden adreslerini inrenetten buldugum fransiz pastalerinde.Soyle lezzetli bir tatli yesem istiyorum. O kadar da cok yol yuruduk ki sucluluk duygusuda yok.
Ama ne yazikki bir turlu onlara ulasamadik mecburen gir Sturbucks’a.

Olsun bundan sonraki duraklarda bulma sansi hala var.
Bu arada gidilen cocuk muzeleri ve akvaryumu anlatmiyorum artik. Cocuklu gideceklere o bilgileri ayrica veririm. Ogleden sonra burdan ayriliyoruz.
Devami var…

2 Ağustos 2007 Perşembe

ilk yazı ve AŞKA DAİR

Icerde Barbra Streisand caliyor. Ben bahcedeyim. Butun sardunyalarim acti. Her saksida baska renk. Hemen kenarda Turkiye’den gelen aksam sefalari. Boydan boya evin duvarini kapatti. Onlarda hepsi baska renk. Hava o kadar guzel ki. Soyle derin bir nefes almak lazim dedim icimden. Gozlerimi kapatip derin bir nefes.
Yesil pencerenden bir gul at bana

Isiklarla dolsun kalbimin ici

Geldim iste mevsim gibi kapina

Gozlerimde bulut saclarimda cig

Bana mi acaba?Gozlerimi acsam mi? Bu siirin devamini da cok severim.Hepsi birbirine karisti siir ve Barbra’nin o tatli yumusak sesi .Bu kadar cok dinlemeseydim bu cdyi .

Simdi degil derin bir nefes almak hic nefes alamiyorum. Biri serenad yapiyor. Oysa ben aylardir soz verdigim bu yazilara baslamak icin burdayim. Simdi bunun sirasimi. Kalbimde daha hizli atmaya basladi.

Ben askimla bahari getirdim sana

Tozlu yollardan gectigim uzak iklimlerden

Sarkilar getirdim

Gozlerimi acmamla iki kirmizi kus ayni anda serenadlarina devam ederek ucup gittiler.

Bencede simdi ask zamani.

Gulcin, july 29,07