7 Mayıs 2007 Pazartesi

TESEKKURLER







Dün çok hoş, sakin keyifli bir gün geçirdi Tofucanlar Nilambara'nın evinde .....


Ve ilk kez Ankara'da bulunan tofucanlar tüm kadro halinde biraraya gelmeyi basardi...
Enerjisiyle hepimizi bir araya getiren Nilambara'ya tesekkür etmek istedim...
Ayrıca Sevgili editörümüz bize cok güzel bir sürpriz yapmış ve hepimizin fotoğraflarını 1. sayfaya koymuş.....


Sevgi, hoşgörü ve emeğimizle bütünü koruyacağımıza inaniyorum....

Sevgilerimle,

Brajabanita
Özgür Martı

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Yeni bir ritüel istermisiniz... :)

Gene stoktan bir yazı... Meltem Santur ve Aydın Durdu'nun hazırladıkları "Hıdrellez" ile ilgili çok hoş bir yazı... Kendilerini tanımıyorum ama tanıyıp "ellerinize, yüreklerinize sağlık" demek isterdim.

Hızır ve İlyas Peygamberlerin biraraya geldiği saatlerin hepimize bolluk, bereket, şans getirmesi dileğimle... :)

HIDRELLEZ

Hıdrellezden bir gün önce oruç tutulur. Bu uygulama kendine sıkıntı, çile çektirme ve canlılıga geçici bir dönem ara vermedir. Bu yolla yasamın sona erisiyle bir baska deyisle kısın sona ermesiyle, gelecek dönem yani bahar için güven saglanmaktadır.

Hıdrellez öncesi yapılan uygulamalar karsılama niteliginde olanlardır. Ev temizligi boya-badananın yapılması, ev çevresinin düzeltilmesi günler öncesinden baslamaktadır. Yeni giysilerin ayarlanması da bir diger hazırlıktır.

Hıdrellez günü, yapılan bütün yemeklerin sifalı olduguna inanilır ve herkesin bu yemeklerden yemesine özen gösterilir. Ne kadar çok yiyecek hazırlanırsa o senenin bereket ve bolluk içinde geçecegine olan inanç nedeniyle fazla miktarda yiyecek hazırlanır. “Agız tadı bozulmasın” dilegiyle tatlı, “bütün yıl boyunca sevenlerin sarılması” dilegiyle sarma, “ambarların dolması” dilegi ile de dolma yapılır. Bunlar Hıdrellezin baslıca yiyecekleridir.”S” harfiyle baslayan yiyeceklerin bolluk ve bereket getirecegine inanılır. Ayrıca Hızır’ın “S” harfiyle baslayan
yiyecekleri çok sevdigine de inanılmaktadır. Hızır’ın kendilerine de ugramasını saglamak amacıyla Hıdrellez sofrasından süt, sogan, sarımsak, salep, sarma, simit, sütlaç olmak üzere yedi çesit yiyecek eksik edilmez. Yesil sebzelerden de kırk çesit toplanıp yendiginde sifa getirecegine inanılır. Yesil sebze ve bitkilerin yenilmesi tabiatın yeniden canlanmasıyla paralellik göstermektedir.

Hızır ile Ilyas’ın birlestigi saatlerin insanlara bolluk, bereket, sans getirdigine inanılır. Hızır’ın yesillik ve temiz yerlere geldigine inanıldıgından Hıdrellez günü toplantıları daima agaçlık, yesillik ve su bulunan yerlerde yapılır. Türbe olan yerler de kutlama yerleri arasındadır.

Hızır’ın buralarda dolastıgına inanılır. 5 Mayısı 6 Mayısa baglayan gece Hızır’ın iyilik, mutluluk dagıtacagı, sorunları olanlara yardım edecegi inancı birtakım uygulamaları da beraberinde getirir. Bazı sorunların çözümü için yardım istemek, dileklerde bulunmak en yaygın davranıslardır. Yine bu gecede gelecege yönelik bilgiler elde edilebilecegine inanılmaktadır. Hıdrellez geleneklerinin temelini olusturan sifa - saglık, mal-mülk ve servet, bereket-bolluk, kısmet ve sans talebine yönelik uygulamalardan birkaç örnek verelim:
Bereket - Bolluk Talebine Yönelik Uygulamalar :
- Evdeki yiyecek çuvallarının agzı açılır.
- Evlere yesil dallar asılır.
- Sabah erkenden bitkilerin üzerindeki çiglerden toplanarak sütün içerisine bir iki kasık konur. Mayasız sütün yogurda dönüsmesi“Hızır’ın gelmesi”, “elini degdirmesi” seklinde yorumlanmaktadır. Yogurt tutmus ise o gün ugurlu sayılır.
- Toplanan çiglerin bir kısmıyla da mayasız hamur yogrulur. Ertesi sabah hamur mayalanmıssa Hızır’ın gelisinin kanıtı olarak kabul edilir.
- Yiyecek kaplarının agzı açık bırakılır.
-Cüzdan ve çantaların agzı açık bırakılır.
-Dolap kapakları ve çekmeceler açık bırakılır.
- Un tahtasına un elenir, ertesi sabah unun üzerinde iz varsa Hızır’ın üzerinden geçtigine, evden bolluk, bereketin eksik olmayacagına inanılır.

Sifa - Saglık Talebine Yönelik Uygulamalar:
- Çocuk sahibi olmak isteyenler gül dalına bez besik yapıp içine oyuncak bebek bırakırlar.
- 5 Mayıs gecesinin en yaygın uygulamalarından birisi de atesin üzerinden atlamadır. Atesten atlama yaz mevsimine çıkılmasını kolaylastırdıgı gibi insanların günahlarından arınarak hafiflik kazanmasını saglamaktadır. Bu uygulama arınmadır. Canlılıgı, tehlikeye düsürecek kötülüklerden temizleyip kurtarmak.

Kısmet - Sans Talebine Yönelik Uygulamalar :
- 5 Mayıs gecesi dilegi olanlar için taze soganın iki yapragı uçlarından esit olarak kesilir. Uçlardan birisine iplik baglanıp dilek tutulur. Ertesi gün iplik baglanan yaprak uzamıssa tutulan dilegin gerçeklesecegine inanılır.
- “Niyet Çömlegi” hazırlanır. 5 Mayıs günü bir çömlegin içine bekar kızlardan toplanan yüzük, kolye, boncuklar vb. konur. Çömlegin içerisi su ile doldurulur. Çömlegin agzına yesillik konur, üzeri kırmızı yemeni ile örtülüp, bir kilit ile kilitlenir ve bir gül agacının dibine saklanır. Ertesi
sabah kızlar toplanırlar. Çömlegin basına genç bir kız oturtulur. Kısmetinin açılması dilegi ile kilit kızın basında açıldiktan sonra sıra ile maniler söylenerek çömlekten esyalar çıkarılır.

Ceviz içi mülayim
Sastım kime varayım
Su karsıki konaga
Ben de gelin olayım
Ince idim üzüldüm
Al ipege dizildim
Ister al ister alma
Ben alnına yazıldım

Yapılan bu törenin kızların kısmetlerini açmada etkili oldugu düsüncesi, bitki ruhunun, yasam üzerinde de hızlandırıcı ve bereketlendirici bir etkiye sahip oldugu inancıyla açıklanabilir.

Mal - Mülk Talebine Yönelik Uygulamalar :
- Ev sahibi olmak isteyenler gül dalının altına ev maketi yaparlar.
- Para sahibi olmak isteyenler gül dalına para baglarlar.
Hıdrellez günü halk tarafından Hıdrellez gününe özgü bazı davranıs kalıpları ve uygulamalar da bulunmaktadır,
- Hıdrellez sabahı gün dogmadan kalkılması gerekir. Geç kalkanların kısmetlerinin o sene boyunca kapalı olacagına inanılır. Sokak kapılarına paslı teneke asılarak geç kalkanlar kınanır.
- Su kenarlarında genç erkekler, kızların kısmetlerini açmak için sögüt dalı ile sırtlarına vurur.
- Gün dogmadan yazılan dilekler nehire veya suya atılırsa dileklerin kabul edilecegine inanılır.
- Bugün is yapılmaz.
- Sabah erkenden çimenlerin üzerinden yuvarlanılır, böylece saglıklı olunacagına inanılır.
- Bugün salıncakta sallanılırsa hastalıklardan arınıldıgına, günahların döküldügüne inanılır.

Insan-doga mücadelesi sürecinde avcı-toplayıcı topluluklardan günümüz sanayi toplumuna degin, bilginin-teknigin yetersiz kaldıgı her asamada basvuru kaynakları hep aynı olmustur. Biçimsel özgünlükler; çagına, toplumuna, çevresine göre farklılıklar gösterirken, içerik aslında hep aynı kalmıstır. Yedibin yıllık Ur sehrinde kuraklıga karsı alınan önlemler ile 21.yy. Istanbul’undaki çözüm önerilerinden birisi (yagmur duası) arasında aslında bir degisiklik yoktur.
Olaganüstü bir varlıgın veya varlıkların kurtarıcı olması ve çare olması dilegi insanlık tarihiyle yasıt olgulardan belki de en önemlisidir. Halk arasında Hızır aynı zamanda Veli’dir. Insanlıgın toplumsallasma sürecinde dinin bir siyasal kültür oldugu ve doga-insan, insan-insan
iliskilerinin de bu süreçten ayrı tutulamayacagı gözardı edilemeyecek olgulardır. Dinlerin bir baska referans kaynagı olarak gösterilen mitsel anlatımlar ise Hıdrellez gibi kompleks törenlerde belirginlesmektedir.

Yeniden yaratılıs, kutsal kisilikleriyle koruyucu toplum kahramanları hep var olagelmistir. Hızır ve Ilyas ise peygamberliklerinin geregi olarak toplumu koruyucu, kollayıcı güçlerini günümüz Anadolu kırsalında sürdürmektedirler.

Hazirlayanlar: Meltem SANTUR, Aydın DURDU

Hızır (HAS) ın sadece S harfiyle başlayan yiyecekleri değil, adı S harfiyle başlayan insanları da çok sevdiğini, takdir ettiğini, herkese örnek gösterdiğini ve şansını açık tutup sık sık beklenmedik hoş sürprizlerle taltif ettiğini biliyor muydunuz?

(pazar günü bize geldiğinizde hepinizin adı S ile başlayacak, bilginize :))
Silambara...)
Not: Fotoğraflar, "Hıdrellez-2006 / Ahırkapı Sokak Şenlikleri"nden...

1 Mayıs 2007 Salı

Bir Kavak Ağacı

Bir kavak ağacı vardı sokağın bir ucunda... Yokuş aşağıya inen dar sokağın sol yakasında.. Yaşı 50 lerin çok üstündeydi.Yanındaki cılız kavak ağacıyla dostlukları da bir o kadardı sanırım.. Dikildiği zamanlar, yokuşun iki yanında, kendi boyuna eş büyük apartmanlar yoktu henüz..2 katlı –geniş balkonlu, yüksek tavanlı Ankara evlerinin yanı başına, sokağı ağaçlandırma çalışmaları sırasında dikilmişti yıllar yıllar önce... Ankara’nın en güzel sokaklarından biriydi sokağı.. Ne şanslıydı ki o sokağın çocukları, kollarını ona kavuşturup saklambaçlar oynamış, yanında ki duvara oturup çekirdekler çitlemiş, sokakta tek kale maç molalarında onlara gölgelik etmişti..Şimdi o çocuklar büyümüş, evlenmiş barklanmıştı... Evler değişmiş, yollar değişmiş, komşular göçmüş, bir tek o kalmıştı aynı yerinde... Şansına, o da yerinden edilmemişti..Tüm yol boyunca en derinden kök salmış, dallarını evlerin çatılarını görebileceği kadar yukarılara büyütmüştü... Ankara’nın en güzel manzarasının tadını çıkarıyordu şimdi...Çocuklar gövdesine sarılıp saklambaç oynamıyordu artık..Artık arabalar vardı çünkü hızla geçen ve yolun iki yanını kaplayan ... Yokuş aşağıya hızla kendini kaptıran yada dip dibe park etmiş arabalar, gün içinde biri çıkan diğeri arka arka parkeden... O, artık gökyüzüne doğru yaşamının ve manzaraya bakan dallarının keyfini sürüyordu ..Güneş’in batışı vardı bir de anlatılmaz olan.. Hani güneş mi doğmuş, gece mi olmuş, gün mü ağarmış koşturmaca da çoğu insanın unuttuğu....Ama o ve arkadaşı cılız kavak ağacı her gün aynı saatte doya doya tadını çıkarırlardı bu anların ....İki bina arasına sıkışmamış, önlerindeki açıklıktan her akşam güneşi uğurlama şansına erişen şanslı ağaçlardı ..Biliyorlardı..

Tüm gün, arabalar geçer, insanlar yokuştan aşağıya salınır, bir diğeri yokuştan yukarı çıkarken gölgelerinde soluklanırmış, ışıklar yanar, sesler çoğalır, sesler azalırmış.. ve koşuşturma devam etse de, güneş gündüzü yanına alıp,geceye sırasını verme zamanı gelmiş. ...

Bir rüzgar esmiş.Dallarındaki yapraklar, bir yana savrulmuş rüzgar ile aynı ritimle..Yanındaki cılız arkadaşına seslenmiş “ heyy güneş batıyor izliyor musun”....Arkadaşı da rüzgarla beraber ona sesini ulaştırmış..” evet dostum, harika bir manzara yine”....Haylaz güvercin, yüksek dallardan birine konmuş..Selamlamış onu ve soluklanmak için durmuş... Rüzgar esmiş en edalısından bir o yana, bir bu yana...Yapraklar mırıldanmış... Kavak ağacı, batan güneşe bakıp gülümseyerek teşekkür etmiş.. Aydınlattığı gün için, gövdesini ısıttığı, yapraklarını parlattığı için.... Rüzgar esmiş mırıl mırıl bir diğer yana... Yapraklar da mırıldanmış onunla... Güvercin, kanatlarını açmış, kavak ağacının dalından, batan güneşe doğru kaybolmuş manzarada sonra...Bir araba geçmiş sokakta, bir kadın çıkmış balkona, bir ışık yanmış mutfakta... Kavak ağacı, toprağın altındaki kökleriyle gerinmiş önce – sonra sarılmış tutunduğu ve beslendiği toprağa sıkıca...Sağlıklı gövdesi ve parlak yapraklarıyla son kez selam vermiş biten güne ve giden güneşine....Sonra, gökyüzüne uzayan dalları ve heybetiyle umutlarına ve hayallerine doğru uzanmış uzanmış iyice.. Geceyi ve yıldızları karşılamadan bir-kaç saat uyumaya karar vermiş.

Rüzgar ninni olmuş, yaprakları eşlik etmiş ona, gökyüzünün hüzünlü mavisi üstünü örttmüş ılıkça.... Kutup yıldızı parıldamış, yolculamış onu karınca dolu tatlı rüyasına... Sonra bir rüzgar esmiş. Dallarındaki yapraklar savrulmuş..bir o yana...bir bu yana...