2 Şubat 2007 Cuma

deniz ürünlü pilav.......


çok lezzetli oldu benden söylemesi....

malzemeler ( 4 kişilik)

- 1 su bardağı yasemin pirinci
- 1 orta boy havuç ( tavla zarı şeklinde doğranmış)
- 4 yemek kaşığı dolusu bezelye
- 20 - 25 adet midye
- 150 gr karides
- 1 tatlı kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı susam yağı
- 1 yemek kaşığı soya sos
- 4 yemek kaşığı sıvı yağ
- 2 adet taze soğan
- çok az tereyağ

önce pilavı pişirin

- pilav tenceresine 2 yemek kaşığı sıvı yağ ve çok az tereyağını koyun
- 2 su bardağı suyu ekleyin
- su kaynadıktan sonra yıkanmış yasemin pirinçlerini ekleyin

sonra

- küçük bir tencerede kaynayan suyun içerisinde
- havuç ve bezelyeleri 8 dakika haşlayın - süzün
- sırasıyla
- önce karidesleri 5 dakika haşlayın - süzün
- sonra midyeleri 5 dakika haşlayın -süzün
- wok veya teflon bir tavanın içerisinde
- 2 yemek kaşığı sıvı yağı iyice kızdırın
- midyeleri - karidesleri - havuç ve bezelyeleri ekleyin
- şeker - susam yağı - soya sosu ekleyin
- 4 - 5 dakika kızgın ateşte karıştırarak pişirin
- ocağın altını kapatın
- yarım santim uzunluğunda kesilmiş taze soğanı ekleyin
pilavla deniz ürünlerini karıştırın

dondurulmuş karides ve midye kullandım...
soya sosu ve sıvı yağı isteğinize göre artırabilirsiniz

afiyet olsun....

1 Şubat 2007 Perşembe

SON DURUMLAR

Cok sevgili TOFU sakinleri
*
umarım hepiniz iyisinizdir..
Keyfiniz yerinde ve afiyettesinizdir maşallah..
*
Tofu grup olarak çok güzel şeyler yapıyoruz. Henüz bizi okuyan arkadaşlarımızdan sadece sözsel yorum alsakta, onlarında commentlerini beklediğimizi duyurmak isteriz. Hepimiz biraraya geldiğimizde arkadaşlarımızın yorumlarını birbirimize iletirken, onları da commentleri ve bize yazmak istedikleri var ise lütfen bizimle paylaşsınlar.... Bize e mail adresinden yada comment kısımlarından ulaşabilirler. Seviniriz..
*
Yeni yılın ilk ayı, hepimiz kendi koşturmacamızın içinde devinirken bir arada kalmaya da çalışıyoruz. Gerek yazılarımız, gerek yemek ve kahve molalarıyla paylaşımlarımızı pekiştiriyoruz.. Ama herşeye rağmen tofuyu hareketlendirmek istiyorum. Benim misyonumunda zorluğunu lütfen hoş görün.. Hepinizi bilgisayar başına oturtup, yazı yazmaya zorlayamam.. Ama bu ekip daha çok şey paylaşacakken ve paylaşımlarımızın tadı damağımızda kalırken devam edelim istiyorum daha yürekli olalım, daha heyecan duyalım..
*
Ben şahsım adına "hmm çok yazdım biraz durayım" diyorum bazen.. Sizin yazılarınızı beklediğimden belki.. Bazen Gün içinde sayfayı refresh ettiğimde yeni comment var mı diye baktığım oluyor.. Okunmuyor muyuz diye şüpheye düşüyorum sonra.. Desteklerinizi ve yorumlarınızı bekliyoruz.. Tofuya yazma sorunu çekenler, bana yazılarını e mail yoluyla ulaştırabilirler. Email yazabildiklerini biliyorum çünkü..:)
*
İsim isim saymayacağım herkesi... Ama daha hepimizin beraber yapacak çok işi, yazacak çok şeyi var biliyorum.. Hadi şaşırtın bizi, mutlu edin, gülümsetin, günden kalanları ve kendinizi paylaşın, yazılara "okudum.burdayım" commentleri ekleyin, o bile olur..
*
Hepinize güzelllikler diliyorum...

Aklınıza ne gelir?


hani psiklojik testler oluyor, işte bilmem otobüs durağın camı kırık ilk ne düşünürsünüz, ya da ejderhayla ilk göz göze geldiğinizde ne dersiniz :P yani o testler japon olsun ya da alaturka ya da bilinmiş personality testler eğlence dışında kendinle ilgili bir çok şey der.

Mesela bu sabah dolmuş şöförü ulusoy devasa otobüsle yarışmaya kalktı. sabah çok daha kolay oluyor ya düşüncelerimi izlemek, o anda ben bunu düşündüm "her taraf buz ve adam herhalde sabah çayını mı içmedi ya da biriyle kavga mı arıyor? hare krshna. kaza olursa sağlam kurtulalım ya da ölelim" içimden konuştum. bunu düşündüm ve kendime şaşırdım. hemen değiştirdim. "hare krshna. şöför beye bol şifa ve sabır gönderiyorum, reikiyle hepimizi koru" dedim.

dün akşam akdeniz akdeniz diye bir balık restoranı keşfetmeye gittim. üst düzey bürokratlar (projeden, bakanlık ve AB'den) 13 Şubat'ta yemek yiyecekler. 14 Şubat düşünülüyordu ben de "sevgililer günü olmaz" dedim ve 13 Şubat'a alındı :)) neyse Mahmut Bey'le düzeni filan konuşmaya gittim. mahmut bey cici bir insandı ancak kara kara gözleri, gözlerini kırpmaması ve konuşurken gözlerimin içine bakması beni rahatsız etti. "bu adamın neyi var ya? şimdi şarap içelim meze yiyelim dedi ben nasıl fırlayacağım?" içimden söyledim. yine kaldım, irem nasıl böyle dersin yav. işte hospitable oluyor adamcağız, 40 kişilik grup getiriyorsun, kabul et!! dedim. oturdum şarabımı da içtim, sohbet ettim, hollandada büyümüş, ay sushi de yapıyormuuuşşş, iskenderundan bitkileri geliyormuş, antalyadanmış aslında, siz neden amerikadan döndünüz? ne yaparsınız? yemeğe siz gelecekmisiniz? hayır ne işim olur bürokratlar arasında, çağırsalarda gitmem... işte öyle.

ağda sonrası otobüs bekliyorum. rüzgar var ve soğuk. bacaklarım üşüyor. durakta anne ve kız bekliyor. kız asabi ve "bana karışmaaa" yüz ifadesi var. otobüs gecikti konuşmaya başladık, benim yüzüm nasılsa kızın yüzü gülmeye başladı "neyi vardı ki acaba, belki üşüdü ve ergen ondandır" dedim ve bıraktım. annesi bana sormaz mı "siz öğrencimisiniz?" sordu. öğrenciyim hayat öğrencisiyim demedim. otobüste eski yoga arkadaşımı gördüm ve mucizevi bir şekilde ismini hatırladım!! selen'le buluştum ve keyifli sohbet ve çay ve minik yiyecek. uzun uzun konuşttuk haftanın özetlerini paylaşttık ve neleri öğreniyoruz ve patronumla nasıl bazı şeyler konuşulur onları öğrenmiş oldum. evet ne düşündüğünüzü biliyorum, irem becerikli ya, insanlarla nasıl konuşulur bilir ama arkadaşlar bu farklııı. türk patron ve kanuni haklarım nedir onlarda takılıyorum.

yani günüm düşünceleri değiştirmekten ve bakış açımı sağlıklı yollara sokmakla geçiyor. ya sizin? herkese iyi günleeer.