12 Ocak 2007 Cuma

Turkce ve turkiye

Ilk Turkiyeye geldigimde bana garip gelen ve zor alıştığım olaylar vardı mesela ;


*
- otobüs duraklarda sıra olmaması ve oldugu zamanda otobüs kapısında aylak aylak "ben burda öyleee bekliyorum" havasında olan bir kaç kişi "arada kaynarım sıraya" ve kaynadığı zaman insanların tepkisi ya hiiiiç olmuyordu ya da kavga gürültü küfür başlıyordu


*
- telefonlaşan insanlar ve benim de tecrübem, sözlerini tutmayan arkadaşlar "bakarız" ve "görüşürüüüz" "ararım seni" deyip kapatmaları ve biliyorsun aramayacaklar ve görüşmek imkansız


*
- postada gelen koliler (yurtdışından gelen) bir hayvan saldırmışta parçalamış halde gelmesi


*
- "sizin şiveniz değişik nerelisiniz?" demeleri ve konuşmak istememek gibi bir duygusuna kapılmak, "amerikadan geldim" dediğimde tuhaf tuhaf bakmalar


*
- kafede gazete ve çay okurken "başka bir isteyiniz var mı?" sürekli sormak, sonradan biri söyledi ki öyle oturupta sadece çay içmek saatlerce ticareti yavaşlatıyormuş ondan rahatsız ederlermiş


*
- otomatik ödeme varken emekli yaşlılar neden soğukta sıcakta saatlerce sırada beklerler


*

artık alışttım sayılmaz ama sormuyorum aynı soruları. sırada beklerken biri önüme geçerse söylerim (hemde yarım saat beklemişim ve 2 otobüs önümde doldurup gitmiş), bildiğimiz "görüşürüz" demem ve birine kızdığım zaman ve cepten kızdığım kişi arayınca "efendim" diye açmam- hepsi bir maske ve yeterince maske var, koliler parçalanmış gelince "en azından benim blueberry muffin mixleri almamışlar ve mektup duruyor" diyorum, çay yanına belki yavaş yiyecegim bi tatlı alırım ve uzatırım yemeği, otomatik ödemeye inanırım ve "sırada bekleyim de bugünkü gazeteyi okuyayim" demem!!!

4 yorum:

Burcu dedi ki...

Aslında ne güzel bir farkındalık alıştırması İremcim bu..Biz tüm bu dediklerine alışkın olduğumuz için garip gelmiyordu belki de...:)

Çözüm yollarına da bayıldım..Ama bunlara sakın alışma..Hep bir ilginç gelsin sana..neden-niye diye sor...yoksa Sonra sende otobüs sırasında kendini kaynak yaparken bulursun:)

not:kaynak sıraya yandan kaynama durumu

seviyorum seni..

Nilambara dedi ki...

Sevgili İrem, çok hak vererek ve hafifte üzülerek okuyorum, son derece haklısın ne yazık ki... keşke haksızsın diyebileceğim bir ortam olsa ama giderek daha da büyük bir kültür erozyonu, sosyal erozyon var... Galiba uygarlaştığımızı zannederken gittikçe ilkelleşiyoruz ama bu sanırım global bir sorun... sadece biz burada çok birebir yaşadığımız için daha çok etkileniyoruz...

Selen dedi ki...

iroşcum
bayılıyorum ben bu takısız tükçe konuşmana... "otobüs duraklarda sıra bekleyen insanlar" ya da "yoga hoca bu hafta yokmuş" gibi... özlüyorum bu konuşmaları görüşeme süremiz uzayınca... hayır, ben de başladım böyle konuşmaya... e nolucak şimdi... :)

toplumsal alışkanlıklar di mi bütün bunlar... yani "iyi" ya da "kötü" diye değil de... bir süre sonra hep birlikte "göremez" olduğumuz... ya da uğraşmaktan yorulduğumuz...

ben de amerikadayken, marketteki kasiyer kadınların bir sürü kişi sırada beklerken kasalarını saymaya başlamalarına ve sıradaki hiç kimsenin de "e biz bekliyoruz, önce işlemimizi yapın sonra sayın demeyişine" fena halde şaşırıyordum mesela...

ya da işte kaldırımdaki ufak, ama inanın çok ufak bir çatlağın, en az yarımşar metre uzaklıktan etrafına "dikkat" yazan bantlarla sarmalanmasına... (ki biz ne hendeklerden atlamayı biliriz, di mi?)

veya mağazalarda en basit bir talep için dahi "you have to see manager" cevabını duymaya, yaa şurdan değiştirip hallederdik dememek için kendimi zor tutmaya...

neyse, beyaz tavşan göz kırpıyor... gitmem lazım artık...

beto dedi ki...

İnan Amerika'da yaşamış olmasaydında,bu davranışlar seni şaşırtabilirdi.Ben otuzaltı yıldır burada yaşıyorum hergün daha çok şaşırabiliyorum.