21 Ocak 2008 Pazartesi

ARMAĞAN…


"Kolaydır bizi aldatmak ılık bir nefesle,
Ama deriz, yaşamın kendisiyse bu, öyleyse
Aldatılmadık gene de, doğrudur yaşadıklarımız"
Oruç ARUOBA

Bu gün benim doğum günüm…(22 ocak) Bu defa doğum günü armağanı olarak kendime bir yazı hediye edeyim dedim… Henüz kimse kutlamadan önce ben kutlayayım kendimi bu kez… Kırk yılda bir!!!

Hem bu kez biraz daha farklı gibi öncekilerden… Hani her yılbaşı, doğum günü yani işte bir tür yıldönümü olan her şey insana geri dönüşler yaşatır ya bilirsiniz ya da bazen bir tür hesaplaşma… Biraz öyle gibi, ama biraz da değişik sanki bu defa… Artık insana “büyümüş” olmak gerekliliğini hatırlatır gibi “kırk” demek… Öyle dolu dolu geliyor ki kulağa… Artık şımarıklık yapamazmışım gibi… ‘Artık kocaman bir kadınsın sululuk yok’ der gibi… İşte bir tür “eşik” sanki… Biliyorum öyle hissetmeyeceğim yaşamaya devam ederken… Tıpkı öncekilerden sonra olduğu gibi… Biliyorum yarın da aynı ben olacağım aslında… Ama işte bugün, bugün kırk yıl olmuş bu dünyaya doğalı…

Nedense eşikler koymuşuz geçirilen zamana… Doğum günü, yıldönümü ya da yılbaşı diyerek, bölüp parçalamışız zamanı… Anlam kazandırma çabası mı? Ya da küçük çakıl taşları belki de yolun neresinde olduğumuzu, ne kadar yol geldiğimizi fark etmek için…

“Büyümüş olduğunu sık tekrar edenler, çabuk yaşlanırmış bence...” demiş Brajeshwari. Korkarım ben aslında hep büyüktüm… Özellikle de küçükken… Aslında belki de yeni yeni “büyük” olmak sıfatını atıp, küçülüyorum… “Bırakmak”la ilgili galiba bu süreç biraz… Büyük olmakları, olgun olmakları, ama şimdi sırası değilleri, önce ders çalışmak ya da ne bileyim iş bulmak lazımları, işte gerekli gereksiz yüklenilenleri, “olan”ı ve elbette “olmayan”ı kurcalamayı… Bir yazı yazmıştım bir zaman önce onu hatırladım birden… “Bir gülümsemeyi biraz fazla görebilmek için x toplantısına geç kalmayı göze alabilince” falan gibi şeyler vardı… Hatırlamıyorum tam olarak… Ofisteki bilgisayarda olmalı… Belki bulup onu göndermeliyim Tofu’ya… İşte “bırakmak”, akışa veya akmayışa ':)' öyle bir şey galiba… “Kabul”de yaşamak… Daha az ciddiye almak hayatı belki de… Oyunu hatırlamak… Deniyorum ve başarabildikçe seviyorum bu duyguyu… Gerçekten de öyle anlarda zaman genişliyor sanki…

“Karlı bir günde doğmuşum, bu yüzden soğuktur iklimi ruhumun” diye bir şarkıyla sesleniyor Tuna Kiremitçi son aldığım CD’lerin birinden… Öyle mi acaba? Ne demek kış çocuğu olmak? Soğuk ve donuk zamanlarda doğmuş olmanın insanın ruhunun iklimine bir etkisi var mıdır gerçekten? Acaba Ocak’ta doğmak ile Temmuz’da doğmak fark yaratır mı ruhumuzda? Yoksa Cibran’ın nedense bu günlerde çok sevdiğim “eğer kış, baharı yüreğimde saklıyorum deseydi, ona kim inanırdı…” satırlarındaki gibi midir kış çocuğu olmak da?

Kış nedir peki? Yani soğuk ve kar yağan bir mevsim olmaktan başka? Niye sıkıcı gelir çoğunlukla? Kat kat giyinmek zorunda olduğumuzdan mı? Üşümekten yorulan kaslarımız yüzünden mi yoksa? Ya da ne bileyim işte günlük zorluklar mı kışı daha az sevdiren? Arabalarımızın, ayakkabılarımızın buzda kayması gibi mesela… Sanırım benim için “karanlık” olması asıl sorun… Sabah kalktığımda alacakaranlık, akşam işten çıktığımda tam karanlık… İşte sanki günü hiç yaşayamamışım duygusu… Sanki günler bu kadar kısa olmasa kışla çok fazla bir sorunum olmayacakmış gibi (bir kış çocuğu olarak)…

Ya peki “doğum günü” ne demek? Niye kutlarız doğum günlerimizi? Yani biz doğmamış olsak dünya, dünya olmayacak mı? Evet, evet olmayacak… Herhangi birimiz olmasak dünya bir eksik kalacaktı aslında… O yüzden mi önem veririz… Hatırlanmak isteriz… En istemeyenimiz bile çoğunlukla…

Değişik bir yıl oldu benim için geçtiğimiz sene… İnsanın doğum günü yılbaşına yakın olunca geçtiğimiz yıl ve geçtiğim yaş kavramları birbirine karışıyor biraz… Değişikti evet… Ne demek “değişik”? Bana hep biraz “kaçamak” gelmiştir bu söz… Hani bir süredir görmediğiniz biriyle karşılaşırsınız ve o size bakıp “değişmişsin” der ya da işte her gün gördüğünüz insanlardan biri o gün “değişik olmuşsun” deyiverir… Öyle kalırım bu laftan sonra ben… Düşünürüm… Bir soru işareti uyandırır, ne diyeceğimi bilemem… Hani, şimdi teşekkür etsenizzz, bilmem ki, belki de teşekkür edilecek bir şey demiyordur aslında karşıdaki “değişmişsin/değişik olmuşsun” diyerek… İşte o yüzden sevmem bu lafı aslında... Ama şimdi ne denir ki farklı bir yıldı işte; elbette zor ve keyifli anlarıyla, kazandırdıkları ve kaybettirdikleriyle… Şimdi bu yeni yaşım da farklı ve keyifli olsun istiyorum tabi ki… “Yasa yürürlükteydi, her şey değişim ve dönüşüm içindeydi ve evren ne söylediğimizi dikkatle dinliyordu hayatımızı bizim istediğimiz gibi bize vermek için” diyor ya Navanalini bir önceki yazısında… İşte bu yüzden şimdi ben evrenle sohbet etmeye gidiyorum, ona istediklerimi anlatmaya… İzninizle… :)

12 yorum:

Navanalini D D dedi ki...

Benim ve senin varolmadığın bir zaman olmadı vede olmayacak
Bagavat Gita

Doğum günlerin kutlu olsun
Sevgili Subhankari....:)

Brajeshwari dedi ki...

Canim
ne guzel yazmissin...Tofuda bir cevher bekliyormus dogum gununu yazmak icin sanki...

akip gitti okurken yazi...ara ara gulumsedim...ara ara da cok duygulandim..Kelimeler sana cok kardesmis oysa..

yeni yasinda cok guzel anlar diliyorum sana..hepimiz sayilara takilmadan buyuyor ve guzellesiyoruz..Sen,ben ve hepimiz olmayinca bu dunya olmazdı bence..Bu kadar anlamlı olmazdi ya da..iyi ki dogdun tatlım.. Biliyorum evren sana guzel seyler verecek bu yıl, ki vermeye baslamıs baksana..

opuyorum.kucakliyorum kocaman..
ve seni cok seviyorum biliyorsun degil mi?

PS:bu arada TOFU da eski gelenek dogum gunu yazısı yazmayı yılın ilk dogum gunu,Senin dogum gununle birakmis oldum.Artık dogum gunu sahibi, kendine hediye versin bence boyle yazarak...cok daha guzel ve samimi..

berrin açılmış dedi ki...

selencim
doğum gününü kutluyorum -
güzellikler ve mutluluk seninle olsun...
sevgilerimi gönderiyorum ve
kutlamalıyız diyorum:)
berrin

Brajabanita dedi ki...

Sevgili Subhankari didi ......
yuregim yureginle....
ozune daha yaklastigin su anda sonsuzlugun kutlu olsun
Om Namo Bhagavate Vasudevaya

Fatih Mika dedi ki...

Dogum Gunun Kutlu Olsun Sevgili Selen.

Bu ara Tofu canlandi. Yazi mi yazayim , yorum yazayim sasirdim.

indrani dedi ki...

khızzz hepi dogum gunu kutlu olsun! optum seni cok

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Mutlu yillar.. Kis cocugu da olsan, onemli olan yureginin sicak ve aydinlik olmasi..kutlarim

Kum Rengi dedi ki...

Bu blogu 2 aya yakın bir süredir takip etmekteyim.Ilk kez yorum yazma cesaretini topladım.Okuduğum yazıların hepsini değişik bulurken, anlamaya çalışıyorum profillerinizi..

Sizin yazınız bu yorum kutusunu acmama neden oldu demeliyim. Okurken bile nasıl bir yaşamınız, nasıl bir kişiliğiniz olduğunu merak ettim.Yazıdaki alıntılar,sadece okumadığınızı, aynı zamanda okuduklarınızı yaşattığınızı hissettirdi. Yazınızın içinde iğreti durmuyorlardı.Sizin söyleminizle dahada güçleniyordu. Özellikle "..Korkarım ben aslında hep büyüktüm… Özellikle de küçükken..." cümleniz beni yakaladı.Üstüne kendime dair düşündürdü.

Doğum günleri özeldir.Bir kadın, yaşlanmaz -yıllar eklendikçe olgunlaşır.Kadın diyorum çünkü, kutsalsınız.Doğuran, besleyen ve şekil veren, kuran, derleyen, yaşatan..

Bende sırf sizin doğum gününüz nedeniyle, bu yorumu hediye etmek istedim. Soylenecek çok şey varken, daha uzatmak istemem.

dogum gününüz kutlu olsun.Mutluluk dolu olsun.

beto dedi ki...

Sevgili Selen geçmiş doğumgünün
kutlu olsun.Ben kış çocuklarını biraz gizemli bulurum ,belkide mevsimin özelliği(yaz çoculları kızmasın bende yaz çocuğuyum)Biz bir grup ,kadın kısmının ideal durma yaşının 39 olduğuna karar verdik,yani 39dan sonraki bütün
yıllar hep 39 artık.....

Betül

Subhankari dedi ki...

Merhaba,
Hepinize çok teşekkür ederim... Mutlu ettiniz, keyif verdiniz... İyi ki varsınız... :)

Sevgili Brajeshwari, bak bir tofu geleneğini yıkmış olduk böylece... ;) Değişim zamanı mı ne gerçekten?

Berrin'cim, evet bence de kutlamalıyız, en kısa zamanda...

Kum Rengi,
Hoşgeldiniz blogumuza, renk kattınız... İtiraf etmeliyim ki, acemi bir blog yazarı olarak "okunmak" ya da "okunduğunu bilmek" hem çok hoş hem de bir parça ürkütücü geldi... Ama ne diyor blog atasözümüz "yorumlar blog yazarlarının ana gıdasıdır"... :) Üstelik bir de doğum günü hediyesi olarak gelmişse... Yorumunuz yani doğum günü hediyeniz ve dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum...

gulcin dedi ki...

Daha nice yillara sevgiyle,mutlulukla.Senin dogum gununu yeni bir baslangic olarak hatirliycaz hep Tofu'da.
Yeni yasin da sana yenilikler ve guzellikler getirsin yasaminda.

Burak Derin dedi ki...

Sevgili Ablam sevgili Selen;

Evet, sen hiç küçük olmadın olamadın ama ben senin içindeki küçük kızla ve senle yıllarca yaşadım, eskiden doktorculuk oynardık sonra ben aslan kaplan olurdum seni elimde salladığım yürüyen tekerlekten bozma direksiyonumla saatlerce bir yerlere götürür getirirdim selen burakçılık oynardık, onca yıl sonra baktığımda senaryo değişmiş ama selen burakçılık oyunumuz devam ediyor gülümsüyorum sana kendime yaşadıklarımıza.
Sen benim için hep o minik selen'sin kimi zaman kızdıran kimi zaman ağlatan güldüren mutlu eden sevindiren kısaca hayatımı dolduran Selen "Ablam" sın. Senin kardeşin olmakla gurur duyuyorum ve seni çok seviyorum iyiki varsın. Nice birlikte mutlu yıllara ablacım.