2 Ağustos 2007 Perşembe

GUVERCIN ANILARIM


Istanbul sehir merkezinden baslayarak halkalar halinde gelismistir. Onceleri butun isyerleri, atolyeler sehrin merkezinde idiler. Matbaa sektorunun Cagaloglu'nda, ayakkabi sektorunun Kumkapi-Gedik Pasa'da, konfeksiyon sektorunun Mahmut Pasa-Sultan Hamam civarinda toplandiklari dusunulurse. Bu isyerlerinde calisan insanlarin evleri de sehrin surlara yakin kisminda idiler. Koca Mustafa Pasa (Samatya), Yedikule, Karagumruk gibi. Surlarin hemen disina fabrikalar kurulmaya baslaninca onlarin hemen yaninda o fabrikalarda calisan iscilerin yasadigi gecekondu semtleri Zeytinburnu, Kazlicesme, Taslitarla (Gazi Osman Pasa), Sagmalcilar (Bayrampasa) olusmuslar. Sehrin kendisi ve orta siniflari da kalabaliklasinca gecekondu semtlerinden hemen sonra Bakirkoy, Atakoy olusmus. Ardindan tekrar fabrikalar ve isci semtleri. Tekrar sehrin orta siniflarinin evleri. Boyle boyle Isparta Kule'ye varirsiniz. Bugunku Bahce Sehir. Tabi sehir bu sekilde Tekirdag il sinirina kadar devam ediyor simdi.

Biz bu halkalarin Kucukcekcemece kisminda oturuyorduk. Durmadan yikilip yapildigi icin simdi eski evlerden ortalikta bir eser yok. Birgun sokaklarinda gezerken o evlerden birini gorunce butun cocuklugum gozumun onune geliverdi. "Bizler buraya yasamaya gelmemisiz, resmen buraya siginmisiz" deyiverdim. Gecekondu semti olmamasina ragmen altmisli yillarda en yuksegi iki katli tugladan duvarli evlerdi bunlar. Ama bahcelerinde gul fidanlari, meyve agaclari, domatesler, biberler, pazilar vardi. Herkesin birbirini tanidigi, hidrelezlerin yapilip atesler ustunden atlanildigi, ucurtma ucurulup, bahcelerden ham meyvelerin calindigi, evden izinsiz denizlere kacan cocuklarin (herkes birbirine benzedigi ve iletisim araclari yaygin olmadigi icin) yoksulluklarinin farkinda olmadan guzel gunler yasadigi mahalleleri vardi.

Ben Sarachane'de Bozdogan Su Kemerlerinin yaninda uc katli bir ahsap evde dogdum. (alti yasima kadar o evde oturduk)Evin icinde su kuyusu bile vardi. Penceremizin kenarinda ki kuskonmaz saksisina kumrularin iki beyaz yumurta yaptiklari hala aklimda. Bu benim yasamima giren ilk kuslardi. Daha sonralari Bozdogan Su Kemerleri'nden dusen yavru caylagi hatirliyorum. Kucukcekmece'de evimizin yaninda ki evin catisina bir guvercin gelir konardi. Sonra balkona iner ekmek kirintilarini filan yerdi. Bu, yabani guvercin renginde olmasina ragmen bir evden, kumesinden kacmis cins bir guvercindi. Bu guvercine sahip olmak istiyordum. Bir gun buna bir tuzak kurdum. Balkondan baslayarak misirlari mutfagin icine kadar dizdim ve mutfak kapisinin arkasina saklanip guvercinin mutfaga girmesini bekledim. Herhalde evde kimsecikler yoktu. Guvercin gercekten benim tuzaga dustu, misir tanelerini izleyip mutfak kapisindan iceri girdi. Ben hemen kapiyi kapattim. Guvercin deliye donmus camlara, duvarda tabaklarin dizili oldugu tabakliga delice kendini vuruyordu. Hemen kapiyi actim, kacti. Ortalik tuy icinde kalmisti. Ben asagi yukari sekiz yasindaydim. Bir guvercine sahip olmayi becerememistim.

Yoksul insanlar, onlara adam muamelesi yapan hayvanlari cok severler. Bizim mahalede de guvercin besleyenler vardi. Bu evcil guvercinlerin bazilari guzellikleri yani renkleri, bicimleri icin; bazilari da havada yaptiklari akrobosi hareketleri yani donusleri veya taklalari icin beslenirler. Guvercin beslemek bir hastaliktir. Kosova'da kiz istemeye gittiniz mi, size guvercin besleyip beslemediginizi sorarlar. Guvercin beslemek uyusturucu kullanmak gibi sizin gercek dunya ile olan iliskilerinizi koparir. Balik tutmak gibi; elinizde ki misina ile nasil baska alemlere girerseniz. Bu guvercinlerin kanatlari ile de bulutlarin arasina girersiniz. Cunku bulutlarin oradaki guvercinlerin ne yaptiklarini bilemez sadece duslersiniz. Benim ailem benim guvercin beslememe hicbir zaman izin vermedi. Ben onlardan gizli olarak gunde yirmibes kurus olan harcliklarimi biriktirerek bir onbes lira yapmistim. Kimse bana onbes liraya bir cift guvercin vermiyordu. Ben okuldan cikar cikmaz alip basimi guvercin aramaya cikiyordum. En sonunda Kanarya Mahhallesi’nde bir guvercinci bana bir cift donek guvercini satti. Bu donek guvercinler Makedonya bolgesinin kuslari, meraklilari tarafindan terkedildikleri ulkelerde birakilmayip binbir macera ile Turkiye'ye getirilmisler. Simdi en iyileri Ege bolgesindeler.

Fakat bu guvercinlerin erkegini bir kac gun sonra kacirdim ve eve donmedi. Tekrar yirmibes kurus olan harcliklarimi biriktirmeye basladim. Bu sefer bes lira yapinca guvercin aramaya basladim. Disi guvercini cati katinda ailemden gizlice besliyordum. Yine okuldan cikinca alip basimi sokak sokak, mahale mahale bes liraya satilik bir erkek guvercin ariyordum. Butun guvercincilerin kapilari yuzume kapaniyordu. Oyle geze geze Menekse'ye varmisim. Gol ile denizi birlestiren dere Menekse'de denize ulastigi yerde delta yapmis, kucuk adaciklari birbirine tahta kopruler birlestiriyor. Bu kum adalarinin bir tanesinde de "Kizilay Kampi" (resmen kizilayin cadirlarindan) ve bu kampi karayla birlestiren "Kizilay Koprusu" var. Bu koprunun yanibasinda ki barakanin daminda guvercinler goruyorum. Bahce kapisina yaklasinca bahcede yaslica bir kadini gorup guvercinler kimin diye soruyorum. Yasli kadin "guvercinlerin Sinaou'nun oldugunu ve Sinaou'nun ilerdeki top shasinda futbol oynadigini" soyluyor. Tam top sahasina dogru giderken bakiyorum Sinaou bana dogru geliyor. Satilik bir erkek guvercini olup olmadigini soruyorum. Var diyor. Fiatini soruyorum. yedibucuk lira diyor. Bes liram oldugunu soyluyorum. Olsun diyor bana guvercini veriyor. Biz Sinaou ile ayni orta okulda okuyormusuz, arkadas oluyoruz. Daha sonralari birlikte politika da yapiyoruz. Hatta o gunlerde Sinaou bir arkadasimiz ile evleniyor. Benim eve gidemedigim gunler. Nikahlarinin aksami, onlarin kendi evlerinde ilk kaldiklari gun ben de onlarda kaliyorum.

6 yorum:

Burcu / Brajeshwari dedi ki...

Ne güzel anılar bunlar.. Ve ne güzel ince detaylar... Yine keyifle okudum içine girerek yazdiklarinin...Devam etmeni istiyorum..Sonra ne oldu diye sormak sonra...Ellerine yuregine saglik...

berrin dedi ki...

kuşlar ilginç hayvanlar
üniversitede okurken
ankara kuş gözlem topluluğunda
yıllarca kuş gözlemi yaptım..
en akıllıları kargalar- öğrenebiliyorlar ama en çok yırtıcıları seviyorum..hayatımın biryerinde birgün birişe yarıyacakmı bilmiyorum
yüzlerce kuşu tanımak ve üç dilde isimlerini bilmek:)...

Fatih Mika dedi ki...

Sevgili Berrin,

Oyleyse zaman zaman kus oykuleri anlatayim. Bilimsel olarak bilmem ama pratik olarak kuslari iyi tanirim. Havadan gecen bir sakayi, floryayi yada isketeyi seslerini taklit ederek yanima cagirabilirim.

Tabi bunlari bilmek ne ise yarar bilmem. Ama Gulcin'in kirmizi kuslari ucunca aklima kirmizi kuslar degilde, kardinaller geliverdi.

berrin dedi ki...

bence sık sık kuş öyküleri anlatmalısın...ötücülerle iyi anlaştığın kesin...kuşları sevmek ve sokaktaki insandan biraz daha fazla bilmek aslında türkiye gibi bir ülkede ayrıcalık...gülçin nin bahsettiği kırmızılar bencede kardinaller...

Adsız dedi ki...

Agustos ayina birden kuslar konuverdi Tofu'da.Tesaduf degil bence.Berrin'in cok iyi bir kus gozlemcisi oldugunu biliyorum.Fatih'in guvercinleri sevmesi zamaninda beslemesi ne ilginc.
Bana gelince evet yazidakiler kardinallerdi.Bizim evin temasida kuslar oluverdi farkinda olmadan. Birgun evi onlara birakip cikicagiz diyorum bazen.Heryerdeler.Arkadasimin etkisi olmali.

Gulcin

Nilambara dedi ki...

Sevgili Fatih, güvercinlerini okurken Şükufe'mi özlediğimi farkettim birden :)
benim şükufem çok yüzsüz, sürekli mutfak penceresine tüneyip biz mutfaktayken tek tek hepimizi o minik kafasını pıt pıt oynatarak izliyor ve bazen yokluğumuzu fırsat bilip açık camdan içeri giriyor, yürüyüş yapıyor ve kerata o kadar benimsedeki 30 cm yakınına geldiğimizde bile kaçmıyor...
yalnız bizim şükufe biraz punk biraz da beceriksiz ve şaşkın :))
kafası hep didik didik ve sürekli eşi ona çalı çırpı getiriyor o da pencerenin dışına yuvasını hazırlayıp bizi kımıldayamaz hale getiriyor sonra da 2 gün bile sabredemeyip kulaçkadan vazgeçiyor... yani uzun zamandır takipteyiz,bir türlü beceremedi anne olmayı... ama harika bakıyor, sanki yüzü hep gülüyor... evet evet özlemişim ben şükufemizi :)