4 Haziran 2007 Pazartesi

trabzon maceramiz

Berrin'le seyahat etmek keyifliymiş. zaten anlaşacagimiz belliydi. msn'de konusmamiz cok öz ve direkti. berrin sordu, irem karadeniz'e ne zaman gidiyoruz? 1- 2 Haziran hafta sonu olur. tamam. biletlere bakalim. su su saat ve bilet olur mu? oluuur. bak biletini getirdim. ha bana gel beraber gidelim.... dertsiz ve kolay gerceklesti hersey. ama huseyin bey'le tanisincaya kadar.

bizim proje bolge ofisimiz orda. bizim cok tatli proje ekip'ten eylem hanimla 3 senedir calisiyoruz. 10 aylik idil naz diye bir kizi var. onlarda kaldik. eylem hanim bizim icin araba kiraladi. bana verilen bilgiler soyle: huseyin bey havaliman'da irem durdag yazisi tutacak, sahil yolunun bir kismini goturecek gerisini biz halledecegiz. harika dedim icimden. bagajimiz yok zaten. havaliman'dan cikiyoruz huseyin'i gordum, yazi "irem durda". ya yumusak g'im nerde? neyse plan degismis bizi eylem hanim'a goturecekler. ne guzel bir supriz. arkaya oturduk, onde huseyin ve mustafa var. cam acik, huseyin bey'in hareketliligi sesinin gidip gelmesine neden oluyor. cok heyecanli. bizden daha heyecanli. nasil olurmus ta bir gun trabzon'a ayirilmis, trabzon'dan ankara'ya goturulecek bisi var mi, araba'nin lastigine civi gir...vermek istemem...bayan arabas.....nasil bi araba istersini.....toledo var ford focus va...mercedes verebilirim...herhangi bir tane...ol...siz isteyin yeter.... kesik kesik cümleler. ben anlamaya calisyorum, berrin'e bakiyorum dikkatle dinliyor. ford focus olur dedi, bana bakti olur mu irem? evet oluur. huseyin bey bize sordu saat kacta vermemi.... saat 11'de yatarmısınız...ben bu aksam getireyim olmazsa... sabah'ta olur.... ikimiz yarin sabah saat 0800 dedik. huseyin bey devam ediyor bak mustafa orda lastikci acikmis, yarin sabah 0800 erken olmaz mi? sumela o saatte acilmaz. sis mi? sumela'da sis olmaz. bakin bu arabada su su dugmeler su tarafta esim de bu arabayi kullanir (ben dusunmeye basliyorum bize bu araba hakkinda neden bilgi veriyor?) cebi caldi konustuuuu, ve bize dondu bunu dedi: size bu arabayi yarin sabah veriyorum. ikimiz nasil yani olduk hatta ben sasirip oluur farketmez demis oldum. berrin ford focus istedik dedi. huseyin bey döndü saskin halde neden bana soylemediniz?! ben ford'u size bu aksam verirdim, neden soylemediniz! cildiracak gibiydim, isitmemesi mumkun degil, iki sestik, bir olsa tamam belki yalnis anlasilma olabilir. geri kalan yol boyunca cividen, ford'tan, trabzon'da az kalisimiz oldu. arada ben harita vermeye unutmayin dedim. eylem'in evini bulamadik. esi metin geldi bizi buldu. total'in arkasi, eflatun bina, cok kolay. gercekten cok kolaymis (ertesi gun bulamamizin imkani yoktu). huseyin bey bulamamisti ve trabzonludu. bizi birakti soruyor arabayi nereye birakayim? saat kacta birakayim? yau iste buraya saat 0800'de....

eylem ve eylem'in idil'i bizi evde bekliyorlardi. caylar, tatlilar, ve idil'in sonsuz enerjisi bizi uyandirdi. idil cay icti bizimle hemde bardaktan. gozleri buyuk buyuk, kirpmadan ikimizi izliyordu. otururken yeni planlar yapildi- gelecek sefer trabzon'a geldigimizde kac gun kalinir ve nereler gezilir. maçahel'e gidecegiz. eylem idil'in uykusuzlugunu anlatiyor. 10 aydir idil uyumadi ve anne baba uyumadi. berrin kucagina aliyor idil durmuyor. uzaktan reiki verdik. yataklarimizi hazirladik. evleri deniz kenarinda, deniz kokusu camdan iceri geliyor. nemli baya. berrin: bu nem bizim cildimize iyi gelecek diyor. ee benim gibi yagli ciltlerin hali ne olacak?

sabah kahvalti, borekler, omletler, trabzon ekmegi ve acaba huseyin hangi arabayi getirecek konusmalari. telefon caldi, huseyin gelmis ama nerde. eflatun bina'yi bulamadi mi yani? ford focus gelmis. yasasin. sifir benzin, harita yok, arkadaki camlar gri perdeli, basbakan arabasi mi yoksa kendimizi farkli bir yerde mi hayal etmemiz icin mi takildi onlar? trabzon icin haziriz galiba. macera icin haziriz.

basbakan sahil yolunu yapmis, herkes cok memnun. cok iyi olmus gercekten. ankara'da gordugumuz cukurlar hic yok, sadece koprulerde biraz hoplama vardi o kadar. kaset getirmistik, beatles ve tom jones dinledik. ilk duragimiz sümela manastirdi.

sehir'den cikip daglara dogru giderken trabzon'da oldugumu farkettim. evet burdaydik ve sümela'ya nihayet gidiyorduk. yesilligin icine girdigimiz an araba sürme keyifi, arada bir durup fotograf cekmek, koprulerde duraklamak, selaleleri izlemek, suyun sesini dinlemek. berrin cok guzel bir sey soyledi: yesil benim gozlerimi dinlendirdi dedi. sumela'ya arabayla son noktaya kadar gittik sonra da tirmandik. merdivenleri hic bitmeyecek gibi ama hazirdim buna. bir suru ogrenci gelmisti. bizi yabanci turist zannetmisler. cocuklardan biri hocalarina hayir hocam onlar turkler dedigini isitmis berrin. sonra ahlatli anadolu lise'den gelmisler ve bizimle birlikte resim cektirmek istediler. neden mi? biz tanisttiklari yabanci turist rolu oynayacakmisiz... tabii ki evet dedik!! berrin gurcistan'dan gelen citir sarisin, ben de pakistanliya benzemeyen pakistanli turist oldum. cocuklardan biri sizleri iste biri londra'dan biri new york'tan diyecektik dedi.

merdivenleri inerken amerikali turistler cikiyorlardi. cok seker ton ton teyzeler ve amcalar. aralarinda ne isleri varsa genc insanlarin... sumela otelin cosandere'nin aktigi yerde corba ictik ve yollara dustuk. uzungol'e gidiyoruz. o yesillikten cikip cay bahcelerine girdik. Ofcay fabrikasini gorduk! iş yerimdeki ibrahim cayci'yi hatirladim, ona biraz cay alsam duygulanir mi acaba? yollar kotulesti ve oklar bile yoktu, nerden gidecegimiz belli degil. bizim perdeli ford focus çamurdan girdi cikti ve biz gurur hissettik. bir tır şoforu bize yol gosterdi. bir kadina yol sorarken urktu bizden. uzungol'e vardigimizda sadece kahve istiyorduk. turk kahve ictik. hadi cikolata olsun yaninda. bakkal'da istedigimiz cikolata yokmus. buluncaya kadar kahvemiz bitmisti. cay ictik onun arkasindan. berrin kuslari izlemek icin durbun getirmişti ve son dakikaya kadar getireyim mi yoksa evde mi birakayim diye dusundu hatta eylemlerde de durbunu gotursek mi kalsa mi... yau durbun buraya kadar gelmis gelsin bizimle geziye. goldeki ordekleri durbunle izlemek ne kadar keyifliymis. ucuslarini izledik. daglardaki sisi, ve karin resimlerini cektik... turist dukkanlari gezdik. oraya gelen turistler araplarmis. gezimizi noktalayan olayda bir imam, yaninda 2 adam ve arkasinda 5- 6 tane siyaha burunmus bayanlar. uzungol'u geziyorlardi. bizim gibi. arabaya atladik, geri trabzon'a donecektik. eylem'in esi bize balik pisirecekti :)

donuste boy george dinledik. benim liseden en sevdigim parcalar. cyndi lauper mi yoksa boy george mu berrin hatirlayamadi "turkiye tuvalet gibi" demis. o zamandan beri hoşlanmiyormuş ama dinlermis muziklerini. dondugumuzde balik, irmik tatlisi (tabii ki berrin tarifleri aliyor), idil'in gulusleri ve opucuk atmalari, kapi arkalarinda saklambac oyunlari veeee turkiye A milli takim maci. o gun bosna hersek'le oynayacaklarmis. metin bey bize sordu sakincasi yoksa mac izleyebilirmiyiz? ben cok heyecanlandim. nasil kacirmis olabilirim bu onemli olayi?? tabii ki izlenilir! idil maci izlememizi istemiyordu. hatta cenesiyle televizyon power dugmesini de kapatti (ve yalvardiktan sonra acti). cok uzucu bir sekilde yenildik. butun mac sirasinda idil'le oynadik ve gozleri kapaniyordu ve uyumak istemiyordu. oyle bir cocuk. uyumak istemeyen biri yani. artik biz ona o da bize alismisti ve opucukler gonderiyordu.

ikimiz yorulmusuz. gordugum ruya cok sacmaydi. abim bacaklarima bakiyordu ve ne kadar killisin diyordu. boyler bir ruya ile uyandim. sabah kahvaltida eylem bize guzel bir haber verdi. idil gece sadece bir kez kalkmis ve anne baba iyi uyumuslardi. ford focus huseyin bey'e saat 1030'da birakilacakti. elvedalarimiz uzun surdu. aya sofya muzesi varmis oraya gidemedik. gelecek sefere... havalimanda kahve icerken biri berrin'e fotograf makinasi ne kadara aldiniz diye pat soru sordu. donusumuz bulutlari izlemekle gecti. pegasus havayollarinda begendigimiz sey gorevliler bu sekilde konusuyorlardi "baylar bayanlar ve sevgili cocuklar, hosgeldiniz ankara'ya, yine bekleriz". ankara'ya hosgeldik gercekten. bu arada ikimize de melek kartlarimiz ayni ckmis "cakralari acmak". oyle guzellik te acilmazsa ne acar bilemiyorum.

4 yorum:

Nilambara dedi ki...

İrem'ciğim roman gibi okudum keyifli Trabzon anılarınızı...
Ne iyi yaptınız, resimlerinizi de merakla bekliyorum :)

BuRcu dedi ki...

iremcim
harika bir kaçamak yaptınız bence de..ikinize de iyi geldiginden hiç şüphem yok..Tofuda da yenilediğiniz enerjinizi paylaşmanız güzel oldu...

fotoğrafları merak ediyorum bende..

beto dedi ki...

Sevgili İrem,Maçahela'ya bende
gelmek isterim.Bir arkadaşım birkaç
yıl önce bana Georgian vocal music
from Turkey müzik cd'sini dinletti.
UNESCO'nun''insanlığın sözlü ve
manevi mirasının bir başyapıtı'' diye tanımlanan Gürcü şarkıları.
Maçahela'da yaşayan,en genci yetmiş
yaşında olan ve bu şarkıları günlük
hayatta yaşayarak söyleyen vokal
grubunu dinlemek hayallerimden biri.

Selen dedi ki...

İroşş,

Çok eğlendim Trabzon maceranızı okurken... Bir dahakine ben de gelcem... Hem şu "hüseyin bey"i ben de tanımak istedim birden... :))