23 Haziran 2007 Cumartesi

Yeni icatlar çıkarma başımıza...


Herkes aslinda birşeyler bırakmak istiyor geride.. İyi birşeyler.. Başarının da, çocuk büyütmenin de, iyi anılmak istemenin de altında geride iyi birşeyler ya da iyi anılan bir ad bırakmak olduğunu düşünüyorum..

Küçükken en büyük icadımız ( ki bunu bize babam öğretmişti icat sayılmaz) iki kibrit kutusunu orta yerinden delip, birbirleri arasına ip gerdirerek telefon aksamı kurmaktı. Kulağını kibrit kutusuna dayayan, karşı tarafta kibrit kutusuna konuşanı duyardı. Artık ipin verdiği titreşimden mi oluyordu bu bilmiyorum.. Gerçi telefon çoktan icat edilmişti ama, biz ablamla evin belli koşelerinde iki kibrit kutusunun uzaklığı mesafesinde " alo aloo duyuyormusun " diye çok deneme yapmıştık. Amacımız neydi bilmiyorum.. Babam bizim mucit ruhumuzu yakalamak istemiş olabilir.. Olmadı baba.. İkimizde hiçbirşey icat edemedik..

Benim icatların tamamen pratik zeka ürünleriydi. Üniversitede desen çalışmasında kullandığımız kalın duralite, bir karton torba taşıma ipi yapiştirarak güzel sanatlarda moda yaratmıştım. 50x 70 duraliti koltuk altı taşımak zordu çünkü.. Başka birşey ise, kullanmadığım kot pantolonları bacaklarından kesip dikerek canta yapmakti. Bu sonralari moda oldu. Şimdilerde bulaşık makinesinde meyveleri, ıspanağı falan yıkıyorum.. Pratik zekam bu şekilde çalışıyor sadece. Henüz birşey icat etmiş değilim.

Universite döneminde Leman dergisinde Zihni Sinir karakterini okurdum. Adam her hafta inanılmaz icatları "procelendirip"çizerdi.. Bence en iyi icatı, başa giyilen tuvalet kağıtlı şapka tasarımıydı. Nezle olana birebir bu icat, mendil arama derdinizi ortadan kaldırıyordu.. Harikaydı. 2000’li yılların başında Zihni Sinir bu projelerini gerçeğe dönüştürüp, taksimde bir dükkan açtı. Ama hiçbir icadını almadım sadece uzaktan takdir ettim..

İcat denilince anladığım şeylerin sonu bitmez. Evimizde harika bir atolye var aslında.. Buzdolabı , yiyecek malzemeleri, kaplar, mixerlerden ve daha sayamadığim bir sürü aletten oluşan mutfaklarımız.. Ben mutfakta yaratılan her yeni tadın aslında ciddi bir icat olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden Berrin’i hep çok takdir ediyorum. Esmer şekerin karamalize oluşuyla verdiği tad ile, tereyağının veya soya sütünün ne tad vereceğini bilmek bence bir mucit sabrı ve insanlara güzel tadları sunma arzusuyla kendini unutarak birşeyler üretme keyfini veriyor ona..

Mucit olmak neyi gerektirir bilmiyorum. Biraz merak belki, zeka, inanç ve başarma arzusu… Bunun için eğitimli olmak gerekmiyor.. Bu noktaya nasıl geldiğimi merak edenlere hemen söyleyeyim.. NTV’de yayınlanan Türk Mucit’in finalini izledim biraz once.. Uzun zamandır yayınlanıyormuş sanırım, finalinde ilk kez izleme şansı doğdu.. Gerçekten etkilendim. Finale kalanlar inanılmaz etkiledi beni.. Türk insanının birşeyler icat etmesi değildi beni etkileyen.. Finale kalanların eğitim seviyeleri, icatlarına inançları, ortaya çıkış öyküleri, yüzlerindeki birşey gerçekleştirmiş olmanın pırıltısı… Finalde neler mi vardı?

Urfadan gelen bir mobilyacı düz bir direğe iki elin boşta olarak tırmanabileceğin ve sadece yürürmüşcesine iki bacagini kaldirarak yukarı çıktığın bir merdiven icat etmiş.. Merdivenin adı geldiği şehrin adını koymuş "Urfa merdiveni".. Avanoslu ev kadını Resmiye hanımı " ekolojik lavoba" icat etmiş. Mutfak lavabonuzda iki gider deligi oldugunu düşünün. Bir deliğe gerçekten kirli yada detarjanlı olan suyu kanalizasyona göndermek için kullanıyorsunuz. Diger delik ise meyve sebze yıkadığınızda aslında temiz olan su için kullanılıyor. Temiz olan su haznesi sonra bahçeyi sulamak için kullanıyor. Ve Avanoslu ev kadını Resmiye hanım ekliyor "su kaynaklarımız biterken, bunu düşündüm ve yaptım"... Perde tak diye bir alet vardı icat edilen mesala... Elinizde perdeyi bir kornişe geciriyorsunuz.Bir tür tabanca sistemiyle kornişi gerçek takılacak kornişe bitişik konuma getirip, alttan düğmeyi çekiyorsunuz hoopp perde kornişe diziliyor..Ya da Konyalı bir amca "baca basmaz" bir baca sistemi yapmış. Poyrazlarda evin içine giren dumanı önleyen çok basit ve mantıklı bir çözüm üretmiş. “Böylece sobadan zehirlenme ölümleri bitecek diyor amca" ve ekliyor "nasreddin hoca göle maya caldı, o en buyuk mucittir " diye... Bir kapı kilidi icat edilmiş mesala.. Bu sistemle anahtarı evde bırakmanızin imkanı yok.. Bir digeri depremde kullanılacak olan "gaz keser" (Not: finale kalan mucitlerin projelerini izleyebilirsiniz. ( http://www.turkmucit.tv/ )

Beni en cok etkileyen Mardinli bir itfaiyeci olan Oktay beyin yaptığı icattı.. İsmi “Baca temiz".. Hava kirliliğini önleyen bir sistem... İcat beni çok ilgilendirmedi ama hikayesi içime dokundu. İtfaiye memurluğunu birakip bu proje üzerinde çalışmaya başlayan, 4 çocugunu geride bırakıp yarışmaya gelen ve belki de maddi kaynakları olmadığı için icadını sadece çizimiyle kekeleyerek anlatan Oktay bey.. İçimden ne mühendisler çıkıyor ama Mardin’den de böyle insanlar çıkıyor dedim.. Çok takdir ettim.. Gaziantep, Urfa ve Diyarbakır’dan yarışmaya çok katılım olmuş. Finalde sadece 3 muhendis vardı. Herşeyin sadece eğitimle olmadığını düşündürttü bana bu durum.

Daha önce otomatik kıble makinesi, alarmlı çocuk bezi makinesi ve hatta çiğ köfte yoğurma makinesi icat edilmiş olsa da, henüz hepimizin beklediği "zaman makinesi" icat edilmedi malasef.. Türkiyemin dört bir yanındaki mucitlere bunun üzerinde çalışmalarını öneriyorum. Çok tutar, harika olur.. Bir ileriye –bir geriye gider dururuz..

Ve denerseniz devamlı mucitmucitmucit dediginizde, çok anlamsız geliyor bu kelime... Deli gibi görünebilirsiniz, ama mucitlere de deli deniyor unutmayın... Benim icadım da dört yıllık üniversite, masterlarla işte bu kadar oluyor.. İdare edin..

Mucitmucitmucitmucit....

6 yorum:

Nilambara dedi ki...

NTV deki bu programın ilk bölümlerinden birini izlemiştim, dediğin gibi eğitim düzeyi düşük ancak inancı, güveni yüksek mucitleri izlemek çok etkileyiciydi... o bölümde bir de ilköğretim düzeyi çocukların icatlarına yer vermişlerdi, ve özellikle biri çok ilgi çekmişti...
bir de dün akşam okuduğum bir yazı çok etkiledi, ilginizi çekerse:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6756277&tarih=2007-06-22
"boşvermedim, bir senaryo yazdım"
mucitlerde boşvermeyenler değil mi, boşvermeyenler çok şey yapıyorlar, güzel şeyler yapıyorlar ve umut veriyorlar :)

beto dedi ki...

Bu yarışmanın birkaç bölümünü bende
seyrettim gerçekten Türk insanının
bu dünyadan olmadığının en iyi
kanıtı.En güzelide icatların
çoğunluğunun pratik yaşama
göndermeler yapması.


Beto

berrin dedi ki...

burcu cuğum
yemek konusunda bir takım deneysel çalışmalarım var - daha icat düzeyine getiremedim ama merak etmenin önemli olduğunu biliyorum...biraz meraklı olmak iyidir ...
bende
herşeyin eğitimle olmadığını düşünenlerdenim....

Adsız dedi ki...

Sevgili Berrin,

Bence alisverisi tam yapmaz isen, yeni tadlar icat etme sansin var.

Bugunlerde biraz yogunum, kendime geldigim de yemek tarifi de yazacagim.

Hoscakal,

Fatih Mika

Selen dedi ki...

Ben çocukken bu kelimeleri sürekli arka arkaya söyleyip, anlamsızlaştırma oyununu çok oynardım... Sonra annem yapma dedi, deli olcan sonunda dedi... Ama ben, gördüğünüz gibi, onu dinlemedimmmm... hehe

sevgilersevgilersevgilersevgilersevgilersevgiler

berrin dedi ki...

sevgili fatih yeni lezzetler keşfetmek için alışverişi eksik yapmakta bir yöntem...sabırla bekliyorum tariflerini...