13 Haziran 2007 Çarşamba

bu kötü bir yazıdır....

hiçbir konuda ayrım yapmayan biriyim
bu yazıyıda kadın olarak gördüklerim
beni rahatsız ettiği için yazdım

beyaz ayakkabım
olmalı diye
bir hisse kapılıp
alışverişe çıktım
favori mekanım da
tunalı
neyse
ben ve yanımda arkadaşım
ayakkabı satan bir
dükkana girdik...
ayakkabıcıda
rus bir bayan
yanında
bıyıkları olan
ve saçları siyaha boyalı
iki adamla ayakkabı alışverişi
yapıyordu...
ilgi çekiyordu
mağazadaki tezgahtar çocukların
tamamı da rus bayanla ilgileniyordu
giydiği kıyafetle
alakalı olarak
yani
ben poposunu gördüm
kalp şeklinde döğme vardı...
bir an aklımdan
insan poposunu
neden
herkese göstermek ister
diye düşünce geçti
buraya kadar olan kısım
beni pek ilgilendirmiyor
sonuçta neyi
tercih ediyorsanız
onu yaşıyorsunuz
eğer bir insan
bozkırın ortasındaki bu memur
şehrine gelip
fahişelik yapmak istiyorsa
problem yok
onun tercihi
yapabilir

bu bölüm uyarıdır
fakirliğin gözü kör olsun gibi
şeyler duymak istemiyorum...

tunalıdaki rus popülasyonu
iki türke bir rus şeklinde
nasıl ki bazı milletlerin
savaşçı gen taşıdıkları söylenirse
ruslarda da bunun gibi
bir durum olmalı

rus imparatorluğunun
bende çağrışım yaptığı şey
fuhuş sektörü..
ne nükleer tesisleri
ne köklü edebiyatları
ne baleleri
ne osu ne busu...

birileri
rusya devlet başkanını uyarsın
büyük devlet olmak
benim karizmam var demekle
olacak iş değil
judo falanda yapmasın
ayakkabıcıdaki kız
o kadar zavallıydıki
birileri

rus kadınının problemleriyle

ilgilensin

onları anlatmak için
ucuz kelimesi
yetmiyor

12 yorum:

Nilambara dedi ki...

Berrin'ciğim, bu kötü bir yazı değil de çok acı veren bir yazı...
Hani bir söz vardır "her üzüm sepetinde bir salkım üzüm çürüktür"
Rus sepetinin içindeki diğer bütün salkımların da bu durumdan oldukça rahatsız ve kırgın olduğuna eminim ama sana da çok hak veriyorum çünkü ülkemizde gösterdikleri tek yönleri çürük üzüm salkımları... bu çürümenin Ankara'ya kadar ulaştığının farkında değildim... yazık, üzücü...

BuRcu dedi ki...

ben farkındayım. Hergün karşılaştığım manzara bu. Berrin'cim Ankara'yı birak bir yana,sen bir de Antalya'yı falan gör..

Halbuki Tunali'da güzel İtalyan erkekleri görmek istiyorum ben..

berrin dedi ki...

benim gözlemim
sepetteki üzümlerin büyük kısmı çürük
arada sağlam üzüm mutlaka çıkar..
aksi
eşyanın tabiatına aykırı..
rus hayat kadınlarının beni güldüren bir tarafları var
1970 lerin saç modelleri - giyim tarzlarıyla prenses edasıyla yürüyorlar tunalıda...

beto dedi ki...

Aslında bende gülüyorum onlara.
Güzel seri üretim malları ama defolu ,malesef üretirken ahlak kavramı eklemeyi unutuyorlar Rus
kadınlarına.Ama Türk erkekleri gibi aç bir grubun içinde hepsinin
alıcısı var ne yazıkki.
Bunlar birde ahlak polisi tarafından basılınca gazetelerde
ikisi doktor,biri mühendis gibi
yazılar çıkıyor.Polislere
diplomalarını mı gösteriyorlar
acaba?

Bir arkadaşım Rus'la evli bir arkadaşının
onu Türk bir kadınla aldattığından
bahsetmişti ben çok gülmüştüm.
(Benim aslında Rus ırkıyla bir
problemim yoktu taki bunlardan
birinin bir Türk gazetesinde Türk
erkeklerinin (tabiki cebi dolu)
neden Türk kadınlarını değilde
Rus kadınlarını tercih ettiği
konulu beyanatını okuyana kadar).

Beto

Adsız dedi ki...

Ben de bu konuda iki satir yazma geregi duydum. Samanin ustune cikinca biraz da zorunlu.

Bizim zamanimizda "yerli mallar haftasi" vardi. Onemi yavas yavas eriyen bu haftaya Cikita muzlar filan da ithal ettiren Turgut Ozal son noktasini koydu. Bence "yerli mallar haftasi" devam etmeli idi.

Kadini "mal" olarak gormedigim icin bu "yerli mallar haftasi"nin disinda dusunuyorum.

Insan olarak defolarimizin ortaya cikmasi icin bazen turnusol kagitlarina gereksinimiz var. Rus kadinlar bu turnusol kagidi rolunu oynuyorlar bence. Maclarda bir takimin tarafterlarinin en ilkel yanlarinin ortaya cikmasi gibi. Maclari yasaklamakla bu ilkel yanimiz degismiyor.

Italya'da da cok elestiriliyor bu fahiseler. Bazi belediyeler onlari arabalarina alanlara ceza uygulamayi dusunmustu. Evine boyle bir ceza makbuzu gelen genc, intihar etmisti.

Aslinda iki yuzlu olmamayi ogrenmek gerekiyor. Araba kullanirken de, yaya yururken de kurallarin hep ayni oldugunu kabul etmek. Yoksa araba kullanirken yayalar, yururken arabalar yanlis yapiyor oluyor.

Ben akademiyi eski Yugoslav'yada okudum. Avrupa'da calisan turk iscileri ile karsilastigim zaman bana anlatiklari Yugoslavya'da yasadiklari olumsuz seyleri ben Yugoslavya'da hic gormedim ve yasamadim. Ama onlar da empirik bilgilerinde hakli idiler. Cunku bu olaylari bizzat yasamistilar.

Durum asagi yukari su idi. Her yaz yuzbinlerce turk iscisi yugoslavya'dan gecerken. Dil bilmeyen, arabasi bozulan, yorgunluktan bitmis tukenmis av olmaya hazir bu insanlari avlamak icin butun hirsiz yugoslavlar bu yol boyuna akin ediyorlarmis. Tabi bu Yugoslavya'nin genelini anlatmiyordu. Tipki Avrupa'da yasayan turk iscilerinin kulturel duzeylerinin Turkiye'nin kulturel duzeyini yansitmamasi gibi.

Fatih Mika

berrin dedi ki...

iyi tarafından bakıldığında...
türk erkekleri rus diline hakim oldular...
çogunun akıcı ruscası var artık...

Adsız dedi ki...

sevgili türk kardeşlerim,

bu bahsettiğiniz durum, size biraz garip gelebilir ama, uygar doğunun tek surviving stratejisidir. orta asyanın çorak bozkırlarında ortaya çıkıp onca "entelektüel" ve "yüksek kültürlü" karakterlerine rağmen sırf spor amaçlı olarak çinli ve rus devlet adamlarının, aydınlarının, iyi yetişmiş generallerinin kellesini kesmeyi kendine görev bilmiş biz en asil türk ırkı ile başa çıkabilmek için yine ruslar ve çinliler tarafından geliştirilmiş, sonraki kuşaklara aktarılmış ve zamanla dna'larına kadar işlemiş bir politik eylem türüdür, burada fahişelik olarak tanımlanan durum.



bundan bir buçuk ay önce odtülü bir öğrenci ile ettiğim sohbet sırasında şunları anlatmıştı:

"bir sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde ödev hazırlamam gerekiyordu, ben de türkiye'de yaşayan ve hayatını seks yaparak kazanan rus kadınlarla bir araştırma ve çözüm geliştirme projesi hazırlıyordum.

yaptığım röportajların büyük çoğunluğunda hayretler için de kalarak hep aynı sahnenin anlatıldığına şahit oldum:
türk erkekler haftada iki ya da üç sefer olmak üzere sürekli aynı kadını talep ediyorlar ve bu günlerden birinde sıradan bir fahişe-müşteri ilişkisi yaşanıyor, garip olan ise haftanın belli bir akşamı toplanılıyor, 4-5 rus kadın ile 4-5 türk erkek ve hep beraber "kurtlar vadisi" seyrederken, kadınlar adamların bir yanına oturtulup, gözler hiç tv'den ayrılmadan sürekli olarak küçük çimdiklerle, hafif tokatlarla fiziksel eziyet görüyor. ve onlar buna katlanıyorlar. dahası haftanın bir başka akşamı ise bu eziyet edilen ve parayla düzülen kadın şehrin en iyi lokantasına götürülüp en iyi eğitimli garsonlar ve ahçıların yine bu aynı kadına hizmet etmesi sağlanıyor."




burada ahlaki bir zafiyet var elbette ama kimde olduğu biraz tartışılır.

kimse yalan söyledikleri için, hırsızlık yaptıkları için veya cinayet işledikleri için şikayetçi değil bu rus kadınlardan, peki ama neden şikayetçi?

Nilambara dedi ki...

bu isimsiz yoruma katılmamak mümkün değil...
talep olmazsa arz da olmaz...
iğneyi kendimize batırmadan çuvaldızı başkasına batırmak kolay, birilerinin arzın problemleriyle ilgilenmeden önce talebin problemleri ile ciddi şekilde ilgilenmesi gerekiyor...

berrin dedi ki...

kesinlikle katılıyorum talep olmadan akın akın türkiye ye gelmezlerdi...
sizinde söylediğiniz gibi
durum - hayatını seks yaparak kazanan rus kadınlar - için araştırma çözüm geliştirme projesi aşamasına gelmiş...alman - japon veya suriyeli kadınlar için böyle bir çalışma yapıldığını en azından ben duymadım...
ben yinede genleri ile alakalı bir durum var diye düşünüyorum:)

BuRcu dedi ki...

tabi bu arada durumu türk kadinları bakimindan da degerlendirmeli.. Arz ve talep dişinda... Sözüm meclisten dişari..Evlenen türk kadinin -evliliği -sadece fedakarlık ve cocuk bakmak olarak aligilaması ve eşiyle hiçbirşey paylaşmaması da bu talebe itiyor türk erkeklerini..


bu konu uzar çok..isimsiz yorumu da doğru buluyorum ama berrin'in yorumundaki rahatsizliklarina da katılıyorum..

Adsız dedi ki...

Afşin Yurdakul - www.ntvmsnbc.com.tr

İSTANBUL - 9 yaşında tecavüze uğrayıp evlendiği eşi tarafından 240 YTL karşılığında geneleve satılan Ayşe Tükrükçü, “Günde 30-40 erkekle birlikte olan hayatsız kadınların hiçbirisi bunu zevkten yapmıyor. Toplumun horgördüğü bu insanları ekonomik, sosyal, ve psikolojik problemler buraya getiriyor” açıklamasında bulundu. NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Tükrükçü, milletvekili adayı olarak Türk siyasetinde ilk defa cinsel istismar mağdurlarının sesini duyurmak istiyor:

KADINLARIN NAMUSU KORUNSUN DİYE BİZ HARCANALIM MI?
“Türkiye’de siyasetçiler bile genelevler açık kalmazsa tecavüz olayları artar zihniyetini güdüyor. Bu çok derin bir insanlık ayıbıdır. Yani siz diyorsunuz ki, bazı kadınların namusu korunabilsin diye, bazı kadınların namusları zorla ellerinden alınsın. Neden eğitim seviyesini yükseltip insana saygıyı aşılamıyorsunuz da genelevler açık kalsın diyorsunuz? Eğer randevu evlerindeki kadınlar bu toplumun iffet bekçiliğini yapıyorsa, sokakta yürüyen insandan devletin en başına kadar herkes bize özür borçludur.”


Yansitan Fatih Mika

Nilambara dedi ki...

Bravo Ayşe Tükrükçü'ye, umarım seçilir ve meclise girer. Meclis bir toplumun aynası ise şayet, mutlaka mecliste yeri olmalı...