14 Ocak 2007 Pazar

SARI OTOBÜS


Okuduğum bir kitaptaki bir egzersizi sizinle paylaşmak istiyorum..Bir yolculuk bu.. valizinize kendinizden başka birşey koymayın ve mümkünse egonuzu evde bırakın..


Bir otobüs ile yola çıkıyorsunuz...Otobüse insanlar biniyor sonra..
Zenci-Şişko-Ermiş - Ev kadını -çocuk- erkek- Eski sevgiliniz-En yakın arkadaşınız- Kocanız-Kardeşiniz .... Sevdiğiniz insanların hepsi...
Ev sahibiniz-Taksiciniz-Anneniz ..Hayatınızda sevdiğiniz ve Asla sevemem dediğiniz tüm insanlar.. Kötü kokan-Küfürlü konuşan- Hırsız belki
Bilemiyorum...

Yolda hep beraber ilerliyorsunuz bir otobüs dolusu
Sonra otobüs bir park yerinde duruyor
Siz inip ağaç gölgesi bir banka oturuyorsunuz
Otobüsten bir yolcu inip sizin yanınıza oturuyor
Tanışıyorsunuz..

Onun hakkında fikir yürütüyorsunuz
“Seviyormuyum bu insanı”-
“Neyi hoşuma gitti”
“neyi hoşuma gitmedi”
ve nedenlerini düşünüyorsunuz
Sonra o insanın size ne öğretmesi için bu yolculukta sizinle olduğunu soruyorsunuz.. Bunu söyleyebilenler çıktığı gibi konuşturamadıklarınızda çıkacaktır. Sabırlı olmalı.. Zaten otobüsten inenlerin çoğu sizin için konuşmaya hazır olanlardır..
*
“Ben şişkoyum ve sen şişko insanları sevmiyorsun..Halbuki beni dış görünüşümle yargılama..benden öğreneceğin çok şey olabilir” diyor..
*
“Ben senin iyi arkadaşınım..Seni bu yolculukta yaşadığın ve ilerlediğin her adımda yüreklendirmek ve onurlandırmak için buradayım”
*
“Ben düşüncesiz biriyim...Bana kızıyorsun bu yüzden ....Sen hep, beni çekip çeviriyorsun çünkü... ama belki senin doğru zamanda bana hayır demeni öğretmek için buradayım.” diyor bir diğeri..
*

“Ben senin Annenim..Sana karşılıksız sevgi veriyorum.Ve ihtiyaç duyduğunda yanında olup, hayat tecrübelerimi paylaşmak için buradayım”...
*
“Ben senin kızdığın iş arkadaşınım,işimi kötü ve yanlış şekilde de yapsam –senin işini sabrederek yapıp, kariyerini daha iyi duruma getireceğini göstermek için burdayım”...diyor bir başkası....

Ve böyle gelişen birçok konuşma...
Bazı kişileri konuşturabilmek yada hayalini kurmak çok zor oluyor beyninizde...
Ama bunun daha da kolay bir yolu var..

Hayatınıza giren insanlar..
Onlara bakın
Onlar yolculuğunuzda sarı otobüsünüzdeki insanlar aslında..

Hepsi bizim için oradalar..
Hepimiz birbirimizden birşeyler öğrenmek için bu yolculuktayız..
Sevdiğiniz sevmediğiniz
Kızdığınız- kendinizden uzaklaştırdığınız insanları düşünün
Şu an kapınızın önünde duran çayınızı getiren insana da bakın.
Dün olan ama bugün hayatınızdan çıkanlara da..

“onlar hayatınızda niye varlar”
“ne öğretiyorlar size”
ya da ne öğrettiler...

eminim içinizden cevapları alacaksınız...

Ben bunu deniyorum..

Benim otobüsümde hepiniz varsınız..:)
Yalnız arka Dörtlü de çal oyna yapmaya başladığınızı görüyorum..Berrin dolmaları açmış...Bir ağızdan şarkı söyleniyor orada...Kızıyorum size..ona göre...:P

Hepiniz ile nasıl olsa o bankta oturup konuşacagız ..O zaman sorarım size..

İyi ki varsınız..

Hayat varılacak bir hedef değil, gidilen yolda gördüğünüz manzaralardır..

cep telefonlarınız kapalı – yolunuz açık olsun..


4 yorum:

Brajabanita dedi ki...

Kirmizi baslikli kedim .... soyleyecek kelime bulamiyorum.. bu kadar mi guzel anlatilir. Bu yazini ogrencilere dagitabilirmiyim?
Mukkemmel bir yazi herseyi ile ve ben sana ozellikle tesekkur etmek istiyorum, neden diye de sormayacagini biliyorum iyi ki varsin :)

berrin dedi ki...

arka dörtlü çok eğlenceli bir yer burcu... ben orda mutluyum..

Selen dedi ki...

"hedef"e odaklı yaşamıyorum artık... bu benim bir süredir rehber cümlemdi... zaman zaman beceremesem de... evet öyledir, öyle olmalıdır hayat... bir hedef değil, yolun kendisi...çünkü, hedefe varmak, "hedef"siz bırakıyor insanı... hemen yeni bir amaç edinmeye zorluyor...böylece yolu ya da "an"ı yaşamayı kaçırıyor insan... "bilmek" ya da "farkında olmak" ile uygulamak her zaman aynı olamasa da... hatırlattığın için teşekkürler burcu... :)

beto dedi ki...

Burcu süper bir yazı.Zaman zaman hayatında varlığını sürdüren insanların,varlık sebebini anlayamayabiliyor insan.