11 Ocak 2007 Perşembe

Kırmızı başlıklı kedi




*

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde kırmızı başlıklı bir kız yaşarmış. Bu kızın 2 minik kedisi varmış. Onlarla o kadar iyi anlaşır severmiş ki kendini o da kedi sanırmış.. Beraber oyun oynadıklarında ellerini onlar gibi pati olarak kullanır, kedicikleri sevgi gösterirken içinde onlar gibi mırıltılar çıktığını hissedermiş mutluluğundan...En çok süt ve peyniri severmiş kedileri gibi.. Hep sütünü ve peynirini paylaşırmış onlarla...
*
Bir gün annesi onu çağırıp, içine sevgi katılmış çöreklerden bir sepet uzatmış. “al bu sepeti ve büyükannene götür... Bu çörekler onun en sevdiği çöreklerden, hastalanıp yatağa düşmeden önce internete girip, içine sevgi katılmış tarifleri okur, zevkle yapardı anneciğim..Hele kaya tuzunda bir balık yapmıştı..Hala tadı damağımda....neyse götür bu çörekleri birazda reiki ver büyükannene...Tavşan ormanındaki yoldan da sakın ayrılma” Reiki hasta büyükannesine iyi gelirmiş...Kemiklerini ısıtır, gülümsetirmiş..
*
Küçük kedi, annesiyle vedalaşıp, çörek dolu sepeti ni ve şifa enerjisini arttıran moldavite taşını almış yanına... Hava soğuk olabilir diye, kırmızı şapkasını da takmış kafasına...Postacı Melekleri ona kırmızının şans getirdiğini söylemiş çünkü.. o da minik aksesuarlarında hep kırmızı kullanırmış..Bazen bu bir şapka olurmuş, bazen kırmızı nazar boncuklu çıngıraklı bir kolye:P
*
Kırmızı başlıklı kedi eğlene eğlene yola koyulmuş... Ağaçları selamlamış, kelebekleri izlemiş, çakıl taşlarının hatrını sormuş, mutlular mı diye? Deeksha çalışması yapan birlik bilincindeki çiçeklerin yanından onların konsantrasyonunu bozmadan sessizce geçmiş.. Kendi olumlamasını söyleye söyleye, hoplaya ziplaya devam edmiş yoluna “ ben sağlıklı bir kediyim, sağlıklıyım, mutluyum, hayat ne güzel ”.....
*
Kuşlar cıvıldamış... kendi kendine bu tavşan ormanında niye hiç tavşan yok diye düşünürken, aniden bir ağacın arkasından yaşlı bir kurt karşısına çıkmış.. Minik kedi birden irkilip, vucudunu kabartmış korkusundan.... Kurt ona bakmış korktuğunu anlayınca “ nereye gidiyorsun kırmızı başlıklı kedi” diye sormuş....
*
Büyükanneme gidiyorum...Bu yolun sonunda oturuyor...ona taze çörek götürüyorum...sizde bir tane yermisiniz ”.. diye sormuş. Kötü bir mizacı olabilir ama içinde onunda sevgi var diye düşünmüş minik kedi ve ona bir çörek vermiş cevabını beklemeden...
*
Kurt, teşekkür etmeden almış çöreği... Teşekkür etmesi de gerekmezmiş aslında... Çünkü çöreği vermek isteyen kendisiymiş... Kurt çörekten bir ısırık alıp,“ büyükannen hastaysa, gidip ona senin yolda olduğunu haber veriyim demiş”.... Etrafta dolaşan oduncunun bu minik kediye saldırırsa onu yakalayabileceğini düşünerekten...
*
Kurt, Kırmızı başlıklı kediyi arkasında bırakarak, büyükannenin evine varmış, kapısını çalmış. Büyük anne “kim o” dediğinde, “ büyükanne ben kırmızı başlıklı kedi” demiş... Büyükanne kapının açık olduğunu ve girmesini söylemiş.. Kurt o kadar açmış ki, içeri girip büyükanneyi bir çırpıda midesine indirmiş... Büyük annenin gözlüklerini ve kıyafetlerini giyip yatağın içinde beklemeye başlamış kırmızı başlıklı kediyi..
*
Kırmızı başlıklı kedi, büyükannesinin kapısına vardığında kapıyı çalmış.. Büyükannenin yatağında yatıp onu taklit eden Kurt, içeri gir demiş kart sesiyle.. Kırmızı başlıklı kedi, içeriye büyük bir gülümseme ve pozitif enerjiyle girmiş..Büyükannesini hastalığını unutturup, kendini iyi hissedebilmesini dilemiş içinden..
*
“Büyük anne bugun nasılsın" diye sormuş. Bir yandan da büyükannesini iyi görmediğini düşünüyormuş..
“Kolların neden bu kadar büyük Büyükanne?”
“Seni daha iyi kucaklamak için!”
demiş kurt.
“Kulakların neden büyük, peki?”
“Seni daha iyi duyabilmek için!”
demiş kurt.
“Gözlerin neden kocaman, peki?”
“Seni daha iyi görebilmek için,”
demiş kurt.
*
Kırmızı başlıklı kedi, tüm bu cevaplardan sonra biraz üzülmüş..
“Olmaz büyükanne, sana bir reiki seansı yapalım.. kendini bu kadar bırakmaman gerek” Moldavite taşını çıkarmış. Reiki sembolleriyle donatmış büyükannesinin bedenini...


*
Kurt ne olduğunu anlayamamiş, şaşkınlık içindeymiş.. Ne yapıyor bu kedi bana.. büyü mü yapıyor.. Benim ona oynadığım gibi, o da bana mı oyun oynuyor diye düşünerek korkmaya başlamış..
*


Kırmızı başlıklı kedi, tüm iyi niyetiyle büyükannesine iyi şeyler söylemeye başlamış kendini iyi hissetmesi için..“Büyükannecim iyi olacaksın...Yine beraber bahçede çimleri biçecegiz...Sonra uzun ve güzel yürüşlere çıkacağız...Sonra annemde senin yemeklerini özlemiş...Kendini iyi hissetmelisin.. Çünkü sen bizim için çok değerlisin “ demiş..

*
Kurt tüm bu konuşmaları dinlerken, gözleri dolmaya başlamış.. Bir yandan bu kedinin ona reiki diye yaptığı neyse uykusunu getirip hafifletiyormuş.. Ben ne yaptım diye pişman olmaya başlamış Kurt içten içe..
*
Kırmızı başlıklı kedi büyükannesiyle sohbete devam etmiş...” Orman o kadar güzeldi ki...Yeni bir arkadasim oldu gelirken...Boz renkli bir kurt..Biraz haşin ve sert bir görünüşü var ama kalbinin güzel olduğuna inandım ben. Zaten görünüşe aldanmamak gerekir. Sanırım biraz daha sevgiye ihtiyacı var. Bir daha onu gördüğümde mırıldayarak, bacaklarına sürtüneyim . ona da iyi gelir sanırım”
*
Kurt tüm bu sözlerden öylesine duygulanmış ki, ağlamaya başlamış... İçindeki tüm kin -öfke gözyaşlarıyla tüylü yüzünden akıyormuş adeta... Sonra pişmanlığı öylesine boyutlara varmış ki, masal bu ya çiğnemeden yuttuğu büyükanneyi içinden çıkarmış... Büyükanne ne olduğunun farkında olmadığı için affetmiş onu... Kırmızı başlıklı kedi de Kurt’un bu davranışı karşında ona kızamamış..Yaptığının hata olduğunu öğrendiği için, sevinmiş onun adına..
*
Kurt bundan sonra büyükanneyi koruyacağına ve hergün onu ziyarete gelip, iyi biri olacağına söz verdiğini söylemiş, kırmızı başlıklı kedinin yaptığı reiki seansından sonra uykuya ihtiyacım var diyerek ormanda kaybolmuş..
*
Kırmızı başlıklı kedi de, tavşan ormanındaki patikadan bugün neler yaşadığını düşünüp, mutlu olarak evine doğru yola koyulmuş.. gökyüzünde süzülen Özgür martılara selam vermiş... Arkasından onu takip eden postacı meleği göz kırpmış gülümseyerek ona..
*
Kurt bu ormanda korku saldığı için tavşanların saklanmış olduğu yuvalarından çıktıklarını görmüş sonra... Harikalar diyarına düşen Selen, önündeki tavşanı izlerken el sallamış ona “ acelemiz var, sınava yetişeceğiz”... Gülümsemiş Kırmızı başlıklı kedi...” iyi şanslar “ diye bağırmış arkalarından... Sonra başka bir gezegenden gelen kaplumbağa çıkmış önüne... Farkında farkında yürüyormuş kaplumbağa.... Onu görünce sevinmiş... Kaplumbağa “Eve erken gitmen gerekmiyorsa şu köşeyi geçince kahve ağaçları var.. beraber gidip biraz kemirelim mi? Hem sohbet ederiz” demiş.. beraber yürümeye koyulmuşlar...

Kırmızı başlıklı kedi, evrene bu güzel gün için teşekkür etmiş..
*
gökten üç elma düşmüş.......
biri anlatanın başına , biri okuyanın başına, diğerini de kedi yedi:)

6 yorum:

berrin dedi ki...

burcu
sen öykü kitabı yazmalısın... masalımsı yazdıkların.. ayrıca iş çıkışı gidip kendime kaplumbağa almayı düşünüyorum...şaka yapmıyorum...

Brajabanita dedi ki...

Kirmizi baslikli kedim bayildim yazina ve tesekkur ederim. Berrin'e katiliyorum muhtesem bir hayal gucun var ve cok guzel bir enerji, hayat doluluk, pozitiflik var yazilarinda..Yazmalisin.. Bu arada Selen ve Zeynep ogretmende yazmali..Zeynep ogretmeni yakindan tanidikca ne demek istedigimi anlayacaksiniz..Buldugun resimlere de bayildim...

Nilambara dedi ki...

HARİKA!... ;)
Berrin'e ve Brajabanita'ya yürekten katılıyorum. Belki de, "çocuklara ve ebeveynlerine masallar" serisi oluşturursun, ne hoş olur ;) "Kırmızı Başlıklı Kediden Masallar" şimdiden heyecanlandırdı beni...
aaa buarada "kahve ağacını kemirirken sohbet" kulağa çok hoş geliyor... yakında hepbirlikte gerçekleştirelim bunu ;)

Selen dedi ki...

Tavşanları takip ettikten sonra Selen kendini "okul" dedikleri bir binada bulmuş... Sonra ona yazı yazması için kağıt vermişler ve de bazı sorular... Bu "sınav" denen şey ne diye sormuş beyaz tavşan uzaklaşırken Selen... Tavşan ona göz kıpmış ve "işaretleri görmeyi öğren ve onları takip et" demiş, anlayacaksın...

Burcu dedi ki...

benim universiteden en yakin arkadasimin tez konusu cocuk kitaplarinda hayal gücü ve tasarım gibi birseydi..Bir kahve molasinda, ona bir hikaye uydurdum. Sonrada o hikayeye uygulama yapti arkadasim.Simdi kitap Dogus universitesi guzel sanatlar fakultesinde dekan olan bir hocamizda..Universite yayin kurulu odenek cikartirsa -yaprak ve ayısı Pui'nin hikayesi- yayinlanacak..

Simdi daha ciddi olarak bu işi dusunmeye basladim.Bu blog beni yazdirmaya basladi tekrar.. desteginiz icin cok tesekkur ederim..ve tabi okudugunuz icinde..

Selen dedi ki...

Ben de diyorum ki birinin başladığı öyküye öbürü devam etse, sonra başkası bir şeyler eklese... Böylece baştan kurgulanmamış bir öykü yazsak hep beraber... Ne dersiniz?