25 Aralık 2006 Pazartesi

YENİ BİR YIL GELİYOR...

biz yeni yıldan neler bekliyoruz?






Hepimiz yeni yılı karşılamaya hazırlanıyoruz. Tarihi 6 bin yıl öncesine dayanan bu kutlamalarda farklı din ve ırktaki insanların nasıl eğlendiğini biliyor muydunuz?. Yeni yılın gelişini kutlamak tarih kadar eski bir gelenek. Üstelik yeni yıl ile ilgili inançlar ve gelenekler de dünyada bulunan insan toplulukları kadar çeşitli. Amaç aynı: Yeni yıla "Hoşgeldin" demek ve iyi bir yıl geçirmeyi dilemek. Cosmopolitan'ın aralık sayısında, yılbaşı gelenekleri anlatılıyor.


TARİH BOYUNCA YILBAŞI

Yılbaşı, ilk olarak milattan 4 bin yıl önce Babil'de kutlanmış. Baharın başlangıcı sayılan aydan sonraki ilk yeni ayın belirmesini, yeni yılın başladığı gün olarak kabul ediyorlarmış. Bahar, doğanın yeniden uyandığı ve dolayısıyla dünyanın yeniden yaşama döndüğü günler olduğundan, yeni yılın başlangıcı olarak algılanması da son derece mantıklı. Ama dünyanın çeşitli yerlerinde, tarih boyunca çok çeşitli takvimler uygulanmaktaymış. Bunlardan bazıları ayın, bazıları güneşin, bazıları da her ikisinin de hareketlerine dayanmakta. Tarih boyunca her medeniyet kendine uygun bir takvim ile yeni yılın başladığı tarih belirlemiş. Eski Mısırlılar: Eylül ayı sonlarında Nil Nehri'nin taşmasının yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul ediyorlarmış. Babil: Yeni yılın başlangıcı kabul edilen baharın başlamasına birkaç gün kala Kral, elbiseleri alınarak uzaklara gönderiliyormuş. Romalılar: Yıllarca yeni yılı 1 Mart'ta kutlamışlar ama dana sonra Sezar'ın aldığı bir karar ile M.Ö. 46 yılında takvim sistemi değiştirilmiş ve bugün halen kullandığımız sistem uygulanmaya başlamış. O tarihten itibaren ise yeni yılın başlangıcı 1 Ocak olarak kabul edilmiş.



GÜNÜMÜZ KUTLAMALARI

Ekvador: Yeni yıla girmeden önce her aile bir maket adam yaparak içini de gazete ve havai fişeklerle dolduruyor. Yaptıkları bu "kişileri" kapının önüne oturtarak gecenin 12'sini bekleyen Ekvadorlular için bu maketin temsili bir anlamı varmış. Bitmekte olan yıl içerisinde meydana gelen ve ailenin hoşuna gitmediği bir olayı unutmak. Böylece gece yarısı ateşe verilen maketle beraber geçmişin kötülüklerinin, dumanlar içinde yok olduğuna inanılıyor.

Vietnam: Evlerinde birçok değişik tanrı ile oturduklarına inandıklarından, yıl bitiminde cennete geri dönecek olan tanrıları iyi davranarak onları etkilemeye çalışıyorlarmış.
Danimarka:Kapılarının önünde kırılmış tabak yığınları bulmayı şans saydıklarından, tüm yıl boyunca eskiyen tabaklarını muhafaza eden Danimarkalılar, yılbaşı gecesi arkadaş ve sevdiklerinin evlerinin kapılarına tabak atarak kırıyorlar. Zira, kapınızda ne kadar çok kırık kabak varsa, o kadar çok arkadaşınız var demekmiş.

Japonya: Yeni yıla "Hoşgeldin" demek yerine, eski yıla "Güle güle" diyen Japonlar, 31 Aralık gecesi 108 kez zil çalarak, 108 çeşit dert ve tasayı kovuyorlarmış. Ayrıca zillerin çalması bitince herkes kahkahalar atarak kötü ruhları kovuyor ve şans dolu bir yeni yılın gelmesini sağlıyorlarmış.


ŞANS GETİREN ADETLER


Bengal'de kadınlar yatarken yataklarının yanlarına ufak, çiçeklerle süslü tapınaklar yapıyormuş. Böylece uyandıklarında ilk gördükleri şey, güzelliklele dolu bir köşe oluyormuş. İspanya'da saatler 12'yi vururken insanlar 12 adet üzüm yermiş. İsviçre'de yeni yılın ilk günü yere bir damla krema damlatmanın şans getireceğine inanılıyormuş. Fransa'da insanlar bir yığın krep yemenin şans getireceğine inanıyormuş. Belçika'da ise çiftçiler hayvanlarının yeni yılını kutluyormuş. Ermenistan'da kadınlar, hamuruna tüm iyi dileklerini kattıkları ekmekler pişiriyormuş. Kuzey Portekiz'de çocuklar evden eve dolaşarak şarkı söylüyormuş ve ziyaret ettikleri evlerden onlara hediyeler verilirmiş. Romanya'da ise yeni yılın başladığı ilk gün, insanların hayvanları dinleyerek, onların konuşmaya başlayıp başlamadığını kontrol etme adeti varmış. İskoçya'da yılbaşı gecesi bazı köylerde zift dolu fıçılar yakılarak yuvarlanıyormuş. Yılbaşını bir bebek ile sembolize etme geleneği Eski Yunan Medeniyeti tarafından M.Ö. 600 yıllarında uygulanmaya başlanmış. Onların geleneksel olarak kutladığı bereket sembolü ve şarap tanrısı Dionisos'un her yıl yeniden doğmasıymış. Eski Mısır'da bebekler yeni yıl sembolü olarak kullanılmış. Hıristiyanlığın yayılması ile kilise bu konuya ilk başta karşı çıksa da, sonradan tavrını değiştirmiş. Yeni yılı sadece bir bebek eşliğinde kutlamanın uygun olacağı görüşünü bildirmiş. Çünkü böylelikle bu bayramı İsa'nın doğumunun sembolü olarak algılayabiliyorlarmış. Bu yüzyılda ise yeni yılı aile ve sevdiklerimizle eğlenerek karşılamak geleneği hüküm sürüyor.

2 yorum:

Brajabanita dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Brajabanita dedi ki...

Degisik dusuncelerle evreni nasil etkiledigimizi fark etseydik acaba essiz bir yila gule gule derken ve esiz bir yila hosgeldin derken bunlara gerek duyarmiydik??:))