23 Aralık 2007 Pazar

TOFU BİR YAŞINDA





Geçen sene 22 Aralık günüydü.Tofu Ankara ekibi Berrin’in evinde, ziyafet sofrasındaydık. Anlatilacak – paylaşılacak bir dolu şey vardı, zamansızlığımız ve iş hayatımızın temposu tüm bunlara yetmiyordu. İşte o gün bir anda bir blog kurma fikri doğdu.

O gece gerçek olmayacak bir olasılıktan bahsediyorduk belki ama bir gün sonra, yani 23 Aralık 2006’da, Tofu ilk sayfası, Halil Cibran’ın “"haritayi saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir."” adlı yazı ile ve yazarlarının bloga giriş onayını bekler halde ortaya çıktı.

Tofu’nun doğuşuyla yemek masasındaki tüm ekip, Tofu’ya tad veren birer baharat gibi yer aldı bu birliktelikte... Heyecan ile hepimiz köşelerimizin isimlerini bulduk.. Sonra blog onayının nasıl becereleceğine dair telefonlar çaldı durdu bir süre...

İlk başlarda Tofu nasıl şekillenecekti bilmiyorduk... Ne yazacağımızı, ya da nereden başlayacağımızı da... Bir süre böyle devam etti..Sonra hepimiz, her yazımızla kendi renklerimizin farkına varmaya başladık..ve farkına vardık başarmanın.... kendimizi başarmanın...

Geçip gidiyordu hayat... Kahve molaları, öğle tatili buluşmaları, telefon kabloları arasında sıkışan sohbetler...Sözler uçuyordu... Sonra hayatın durdurulamaz hızında biz durduk... Biz yaşadığımızın, gördüğümüz manzaraların farkına vardık... Farkına vardıklarımızı pay edebildik... Birbirimizi farkettik sonra...Ve biz, kendi değerlerimizi de farkettik... Büyüdük sonra... Aramıza yeni tatlar katıldı... Daha da lezzetlendik... Yolumuz keyfilendi, renklendi.. Hepimiz bir renk olduk bu gökkuşağında... cümlelerdendi gökkuşağı.... Her yeni yazıda, yürüdüğümüz yolda açan o gökkuşağının altından beraber geçtik... Bazen kuşlar geçti manzaramızdan, bazen piknik sepetimizle mola verdik... Bazen anılarımızı kattık yolumuza... Ve bazen hüzünlerimizi, çoşkumuzu da... Bazen de çocuk olduk... Ve en önemlisi keşifler düzenledik eski masallardaki gibi gökkuşağının başlangıç noktasına... Ruhumuzun derinliklerine, yüreğimizin anlattıklarına ve bizi biz yapanlara...

Bembeyaz sayfaları ayna olarak tuttuk içimize... Kelimelerin kanatlarına bindik sonra.. Yavaşça süzüldük içimizden yazıya düşenlere... Harflerle varettik kendimizi bu geçen bir yıl boyunca... Sorguladık, tarttık, yaşadığımızı tekrar hissettik beraber.. Bazen kelimelerle yeni dünyalar kurduk, bazen yenilendik yazdıklarımızla...En önemlisi paylaşabildik tüm bunları...

Yazmak geçilen yollara ayak izi bırakmak gibidir, aynı yolda yürüyecekler için..
Ne mutlu ki biz bir yıldır beraber yürüyoruz bu gökkuşağının altında...
Mutlu nice yaşlara ve 3 nokta yan yana . . .

Brajeshwari / 23.12.2007


----


Geçen 365 güne, 338 yazı sığdırdık...

Bir yılı –bir yaşı geride bırakırken, sayfalar öncesi yazıları hala ayni keyifle okuyabiliyorum... Bunları hatırlarmısınız?

İşte Tofu'nun güzel renkleri ......

....İnandığım bir şeydir; Biz bir şey öğrenmeye hazırsak o şey bizden önce bizi orada bekliyor olacak.. Navanalini

....Ve ona her gurur duyuyorum ve her seviyorum dediğimde, parlayan bakışlarını ve kocaman gülüşlerini hayattaki her başarısızlığında hatırlasın ve öğrenmenin ne kadar güzel bir süreç olduğunu bilsin istiyorum.. Selma

....Gozlerimi açmamla iki kırmızı kuş aynı anda serenadlarına devam ederek ucup gittiler. Bencede simdi ask zamani.... Gülçin

....kar da sevgi de aynı yerden gelmiyor muydu? penceremden bakınca ince ince mırıldanıyor yine bana…şükrederim ki, kar içimde bir hediye gibi saklanmakta…. Zeynep

....Yarin guzel bir gun olacak biliyorum. Roma’da sagnak yağış bekleniyor diyor televizyon haberleri, ama içimde ısıtmaya hazir bir güneş varken, dışarda ne yağarsa yağsın, onemi yok.. Yarin guzel bir gün olacak.. Biliyorum.. Mehtap


..... Martılara bakarken oysa ki ne kadar mutlu olurum kimse bilmez.... içimdeki özgür ruhu çıkartır adeta martılar o masmavi gökyüzünde uçuşurken... Zihnimde ki tüm düşünceleri dağıtır ve içimi bir çoşku ve bir mutluluk kaplar... Brajabanita

.... Hep insanın keyfini kaçıran şeyler mi musallat olmalı? ''Musallat'' kelimesini olumluda kullamaz mıyız? Bunun bir zamanı var mıdır?Hayatımızda üç gün kalabilen hastalık,bizim için musallat mertebesine yükselemez mi? Gene aynı sebepten, bizi mutlu eden olayların çabuk bittiğini dişündüğümüzden mi anlatırken onları musalatlamayız. Geçen üç yıl mutluluk bana musallat oldu,dün bana bir güzellik musallat oldu........ Betül

.... Biliyor musunuz, eskiden “yıl”ın “sene”den daha uzun bir zaman olduğunu sanırdım… Sonradan öğrendim zamanın aslında bir tür kurgu olduğunuSubhankari

.... Hazan bülbülünün nağmelerini işittiğimde, hemen iri iki taşı üst üste koyuyor, üzerine oturuyorum. Boylece yaşamımda bir dikili taşım ve bir bahçem olmuş oluyor. Fatih Mika

..... Mutluyum. Sanki surekli altimda guzel bir kano var, dum duz gol uzerinde, onumde etrafimda daglar, agaclar ve sis var, nefes aliyorum ve verirken nefesim buhar gibi cikiyor. Ve sadece hayata olan aşkimi izliyorum.İndrani


... Ve ne mutlu ki, birgün aşk bağırdı “ben buradayım, bırak beni, salıver artık... unut korkularını, ben korurum seni herşeyden, yeter ki güven bana... bırak kendini, salıver artık...Nilambara

.... o sırada aklıma burhan altıntop ve cekedinin kolları geliyor..... gülümsüyorum......birden bende şimşek çaktı......melekler diye seslendim içimden.... Berrin



not: 23.12.2007 Tofu bir yaşına bastı !!! Bu kutlama yeni bir yılı, yeni umutları da beraberinde getiriyor.Tofu'da, birinci yaş günü için yorumlarınızdan çok, yayınlanmak üzere yazılarınızı bekliyor.. Büyümeye dair, yeni umutlara ve paylaşımlara dair, Tofu'nun hayatınızdaki yeri ve size kattıklarına dair, düne dair, bügüne dair, yolculuğumuza dair...


ve bize dair yazmak istediğiniz herşeyi sayfamızda konfeti yapip, çoşkulu bir şölene dönüştürmek istiyoruz.

10 yorum:

Fatih Mika dedi ki...

Yazmak, ne zamandir edteledigim bir seydi. Hic iyi yapmamisim. Oysa yazmak, taniklik etmek ve iz birakmak; hem yasdigin gunle, hemde gelecekle hesaplasmak. Yazmamakla belki bu hesaplasmayi ertelemisim.

Beni yazmak icin araniza davet ettiginizde, sevinerek kabul ettim.

Anilarimi yazarak gecmis zamanim ile; simdiyi yazarak simdi ki zamanim ile; yazdiklarimi okuyarak ta gelecek zamanim ile hesaplasaplasabilirdim. Tabi ki herseyden once icten olmam “Saman altindan su yurutmemem” gerekiyordu. Etiketime bu yuzden “Saman Ustunden” adini verdim.

Iste aradan birkac ay gecmis olmasina ragmen siz Tofucanlarin hosgorusune siginarak kendi capimda yazdigim onlarca yazi.

Bu yazilarda hem kendi icime bakma olanagi; hem de 27 yildir kesintisiz yurtdisinda yasayan bir kisi olarak turkcemi kullanma olanagi buldum.

Bir de yeni edindigim ama cabucak yillanan, kiymetlenen dostlarim var. Butun Tofucanlara tesekkur ederim.

zeynep dedi ki...

Sevgili Tofucanlar,
İlk zamanlarda daha çok yazabiliyor, kendimden bişiiler söyleyip yeni bişiilerin birikmesini bekliyordum. Uzun zaman oldu buraya yazmayalı.. yazamayalı.. ancak buradaki herkesin yazısını okuyor, bir tebessümle hayatımın akışına geri kapılıyorum.. şimdi bir sene oldu diyoruz birlikteliğimiz.. güzel yürekli yazıların 1001 yıl sürmesi, masallara layık bir geçmişi olmasını diliyorum.
Bu blogun gerçekleşmesindeki ahçı başı Brajeswhari'ye sonsuz sevgilerimle...

Cheetos dedi ki...

Tofucanlar,
hepinizi gönülden kutluyorum, 1. yaşınız kutlu, gönülleriniz hep huzur dolu OL'sun..
Yüreklerinize, parmaklarınıza sağlık.. :)
Sevgimle kucaklarım..
Çiğdem

berrin açılmış dedi ki...

tofugrup merhaba
ünlü olmak istiyorum
ve
henüz olamadım
2008 de biraza daha sıkı çalışmalıyız
güzel birşey yapıyoruz
dur ben bunu tofuda yazayım
diyebilmek hoşuma gidiyor..
iyiki aklımıza gelmiş böyle birşey yapmak
hala sesleniyorum
melekler nerdesiniz diye:))

Brajabanita dedi ki...

Sevgili editorumuz, Sevgili Brajeshwari, herseyden once tofunun mimari olarak sana cok tesekkur etmek istiyorum, sadece tofunun mimari olarak da kalmayarak pek cok bloglara kapi actigin icin sana ne kadar tesekkur etsek az..
Evet sevgili tofucanlar, biliyorum 2007 de cok fazla sizlerle beraber olup cok birsey yazamadim, 2008 de "elimden geleni yapacagima emin olabilirsiniz" ...Hepinize cok sevgilerimi gonderiyor, bu vesileyle hepinize MUTLU YILLAR diliyorum.... daha nice tofucanli yillara ::::::
Sevgilerimle,

Brajabanita

gulcin dedi ki...

Yazmayi,okumayi,uretmeyi seven ve bunu hepimizle paylasan,bir cekirdek grupken kollarini diger Tofu'culara acan,sevgiyle kucaklayan,beni de aralarina aldiklari icin beni cok mutlu eden Tofu'ya daha nice yaslar.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Gulcin, "biliyor musun Berrin bir blogda yaziyor, bir goz at istersen, hosuna gidecek seyler var" dediginde, bunun benim icin tekrar yazma seruvenine donus olacagini tahmin etmemistim hic.. Tofu benim icin, sadece yazma seruvenine degil, bugun kim hangi konuda yazmis diye merakla bekledigim suprizlerle dolu bir okuma seruvenine de donustu.. Bu kadar farkli, ama biryerlerde mutlaka ve mutlaka benzer ozellikleri bulunan akilli ve duyarli insanlarin blogunda yazar olmak kadar, bu blogun okuru olmayi da onemsiyorum.. Daha cok seyimiz var soylenecek oyle degil mi?
Hepinize sevgiler

beto dedi ki...

Berrin,bana ilk blog haberini
verdiği dönem,benim
biryerlerde yazmam gerektiğini
düşündüğüm dönemle aynı zamana denk
düşüyor.Bende yazmak isterim dediğimde, Berrin tereddütle karşıladı.Daha sonra benimde yazabileceğim belli olunca çok
sevinmiştim.
Ben o akşam yemeğe katılanları nhiçbiriyle daha önce tanışmamıştım.
Ama Ankara'lının Ankara'lıya
kanının çekeceğini biliyordum.
Nitekim öyle oldu bence birbirimizi
çektik.Sonra Berrin bana Burcu'nun,
İrem'in ve Nilgün'ün thai masaj
öğrenmek için İstanbul'a geleceğini
söyleyince tanışma fırsatını kaçırmak istemedim.Kısıtlı zamanda
çok samimileşemesekte,onlarla
zaman geçirmek benim için çok
keyifli ve anlamlıydı.
Ben o gece yemekte olan sevgili
Ankara'lı Tofu'culara,zamanını ve
emeğini veren sevgili editörümüz
Burcu'ya,sonrasında Tofu'yu şenlendiren Tofu'nun yurt dışı ayağına''iyiki hayat yolculuğumuzda ,Tofu noktasında hep
birlikteyiz''diyorum.

Betül

Navanalini D D dedi ki...

Kendimi okuduğum ,kendime baktığım,kendimi tanıdığım bir yer burası teşekkürler

gulcin dedi ki...

Klasik bir kutlama mesajindan sonra aslinda soylemek istediklerimi yeterince soyleyemedigimi anladim.Tofu hakkinda duygularimi biliyorsunuz ama ben asil bu yaziyi cok sevdim.Laflari kirip dokmeden,konuyu dagitmadan ,insani sikmadan,herkesin ruhunu oksayarak derli toplu,okuyani gulumseten,bir yilin harika bir ozetiydi.