4 Kasım 2007 Pazar

GOLDEN TEMPLE


İnandığım bir şey; Biz bir şey öğrenmeye hazırsak o şey bizden önce bizi orada bekliyor olacak.Bize düşen sadece onun orada olduğunu farkedebilmek,Baharat yolculuğum da tüm beni bekleyenlerden biri de Amritsar diyarı ve içindeki güzelliklerdi tabiki.

Yine uzun bir tren yolcuğundan sonra Amritsara varmıştık,ilk bakışta her şey aynı gibi ve tüm yüzler tanıdık kara ve sıcak bakışlar her zamanki gibi işlerini yapmaya çalışıyorlar ilk önce sizi karşılayanlar tren istasyonlarının kırmızı kıyafetli resmi görevli hamalları sonra hemen rikşacılar devreye giriyor. Sizi ruhsallığa getiren aracılar onlar ve biliyorumki bu kalabalık ve sesin arkasında bizi bekleyenler orada, olmaları gereken yerdeydiler. Her zaman güzel ve derin olan, keşfedilmek isteyen, farklı bir seneryonun hemen arkasında, kutsal düşlerin gerçek olması için katılmamızı bekliyordu.


Şimdi kapısında durduğumuz bu muhteşem yapıdan gelen şarkı ,bildiğim bir duyguyu çanlandırıyor: yaşam sevincimi. Ellerinde eski çağlardan kalma Mızraklarıyla sizi karşılayan sikh askerleri çok zaman önce bir görüntünün içine çekiyor bizleri. Terliklerimizi bırakıp, beyaz mermerlerde yürüyüp merdivenlere geldiğimde, suyun üzerinde yüzen sarayı andıran Sikh lerin kutsal mekanı Golden Temple karşıma çıkıveriyor. Çok etkilendiğim içimi çoşturan bu şarkıların titreşimlerinin önce onu kucağına almış kutsal suda sonrada hepimizin bedenlerinde titreştiğini çok iyi hissediyordum. Bu suda yaşayan kocaman kırmızı balıkların insanlara yakınlığı şaşırtıyor beni suyun kenarın da yürürseniz hemen size doğru yüzen bir kaç balık yakınınıza kadar geliyor. Burası Sikh dinine inanaların hac görevlerini yerine getirdiği bir yer yani adı her neolursa olsun inancın, inanmanın güzelliğinin yaşandığı yerlerden biri Dünyanın neresinden gelirseniz gelin, inancın hangi boyutunda olursanız olun kendinizi buradaki enerjiye koşulsuz bırakabildiğinizde orada sizi bekleyen şeyin aslında sizdeki pazılın önemli bir parçası olduğunu görüveriyorsunuz. İşte bir şey daha öğrenmelerime katmanın sevinciyle tapınağın etrafında yürümeye devam ediyoruz sonra irmik helvası dağıtılan bölümden 10 rupi bağışla helvamızı alıyoruz, ama hemen yemek yok çünkü biraz ileride artık tam temple'a girerken sizi bekleyen Sikh görevliler elinizde ki helvanın yarısını alıp büyük bir kazana geri atıyor ve diğer yarısını size geri veriyor ve elinizdekini başka birine vermenizi başkasındakinide sizin alıp yemenizi söylüyor binlerce insanın paylaşımı deneyimlemesine bundan daha güzel bir örnek olabilirmi?

Altın tapınak ın artık içindeyim tam karşımda ak sakallı bir dede bir masa büyüklüğündeki kutsal kitabı okurken ilahilerin çoşkusunda yine kendimi kaybediyorum ne kadar acıklı, ne kadar çoşkulu, ne kadar bildik bir melodi. Sanki söylenen şarkı, sana bildiğin bir şeyi anlatıyor herkes ellerindeki küçük kitapçıklardan bu ilahileri takip ediyor herkes aynı titreşimde artık bende bu enerjinini bir zerresiyim ve gerçekten içinden hiç çıkmak istemediğiniz bu kutsal mekanda ne kadar oturduğumu hatırlamıyorum.

Akşam üzeri akışın başka bir parçası olan Sınır kapatma törenlerine gidiyoruz Kendine has kıyafetleri ile Pakistan ve Hindistan askerlerinin bir tiyatroyu andıran bayrak çekme ve sınır kapatma törenlerini çoşkulu müziklerle, alkışlarla Hindistana özgü Danslarla izliyoruz, bir sınır kapatma törenine biz şahitlik ediyoruz yaşamlarımıza konan sınırlara bakarak ve bir an önce Altın tapınağa geri dönmeyi isteyerek.
Altın tapınağa geldiğimiz de Çoşkulu ilahiler bizi karşılıyor tekrar. Ruhsal titreşimin içinde olmanın tadını çıkarıyoruz Temple etrafında gezimize devam ederken ak sakallı dedelerin kutsal kitabı okumaya devam ettiklerini gece olmasına rağmen ziyarete gelen Sikh lerin baba evinin sıcaklığı ve güveni içinde pırıl pırıl yıldızlı bir gökyüzünün altında, günün sıcaklığında ısınmış beyaz mermerlerde masumca uyumalarına bakarken yüzyıllardır her gece yapılan bir tören başlıyor: Altın yazmalı DEV kutsal kitap kendilerine has bir törenle yerine konuyor saatler gece yarısını gösterdiğinde ve her gece olduğu gibi bu gecede süt ile silinmek üzere Golden Temple'ın kapıları ilahiler eşliğinde kapatılıyor.

Yatağıma uzandığımda ruhumu rahatlatan ilahileri dinlerken yarısını orada bıraktığım helvamın hangi insana denk geldiğini ve paylaşımı hangi ruhlalarla yaptığımı düşünürken uyuyorum.
*
Navanalini

4 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

Navanalini
yine harika aktarmissin gorduklerini gonul gozunle.. Okudukca icim gidiyor.. Evrene yolluyorum Hindistan ile ilgili dileklerimi sayende her seni okuyusumda... Ayrica yazidaki en son fotografina bayildigimi belirtmeliyim..Harika bir poz...Cok derinlerdesin...Helva paylasimi adetinide cok sevdim..Eminim paylasanda senin kadar mutlu uyumustur o gece...

yuregine saglik...Paylastigin icinde cok tesekkur ederim kendi adima...

Nilambara dedi ki...

Sevgili Navanalini, Hindistan'ı senden dinlemek çok büyük bir keyif, kattığın yorumlarındaki zenginlik ise yaşamın heranının bizlere sunduğu mucizevi derslerin farkındalığında olmanın güzelliklerini içeriyor. Gezinin devamını çok geciktirme lütfen :)

fotoğrafların ve özellikle son fotoğraf ile ilgili ben de sevgili Brajeshwari ile aynı fikirdeyim, harika bir tablo...

Brajabanita dedi ki...

Brajeshwari ve Nilambara'ya katiliyorum didicim...
devam et ltf....
Hare Krishna

Fatih Mika dedi ki...

Sevgili Navanalini,

boylece baska dunyalar, baska inanislar, baska tadlar oldugunu ogreniyoruz.

Umarim birgun kendi ulkemizde de; baskalarinin dunyalarini, baskalarinin inanclarini, baskalarinin tadlarini kirilma noktasina gelmeden paylasabilir yada paylasmasak bile hepbirlikte yan yana yasayabiliriz.