24 Ağustos 2007 Cuma

Victoria'ya Dogru


Seattle’dan hizli bir tekneyle 2 saat icinde Canada’ya British Colombia’nin bassehrine Victoria’ya gidiyoruz. Daha yavas gidenleri ,feribot gibi olanlari da var. Arabaniz yoksa ve zamandan kazanmak istiyorsaniz bu daha akillica bir fikir. Aslinda ben bu bolumu tumuyle cikarip bir sonraki yerlere daha once gidelim istedimsede israrlara dayanamayip peki o zaman sadece bir gece de anlastik. Cok keyifli bir yolculuktan sonra iste Victoria ‘dayiz. Otelimiz tam iskele’nin karsisinda. Hava kazak ve cekete ragmen usutuyor.

Pasaport islemlerini bitirdikten sonra otele valizlerimizi birakip kendimizi disarda bulduk. Buraya “Canada’s Garden City” diyorlar. Sokaktaki her electric direginden tutunda akliniza gelebilecek her yere cicek sepetleri asmislar. Bunlari yapmakta ayri bir sanat. Toprak kullanmiyorlar ki agirlik olmasin. Eger dusersede ciddi bir zarar vermesin. Oteldeki brojurde cok guzel anlatmis.pekte zor gorunmuyor. Yapilacaklar listesine alsam mi??
Yemekte yine balik var. Nefis bir sunus ve tat. Ama aklimiz disarda. Ben coktan pismanim buraya bu kadar kisa sure ayirdigim icin. Ertesi gun ogleden sonraya kadar daha cok pisman olucam. Ne buyuk bir hata. Hersey o kadar etkiliyiciki. Gece karanlik ama biz surekli fotograf cekmeye calisiyoruz. Sehir merkezine dogru yurudukce daha da canlaniyor ,kalabaliklasiyor. Isil isil dukkanlar,oteller,sanatlarini gostermeye calisip para kazanmaya calisan sokak sanatcilari. Sagim solum onum arkam tarih tarih tarih. Ben burayi cok sevdim. Bu kalabaliga yerde bir tane cop yok. Hic mi bir cocuk yedigi sekerlemeninkagidini yere atmamis,peki ya sigara izmaritleri.YOK. Ertesi sabah erkenden disardayiz. Sahil boyunca elisi yapip satan tezgahlar acilmaya basladi. Tek tek yavas yavas bakmak lazim. Zaman yok. Ama gorduklerim arasinda tahta oymalar ve takilar cogunluktaydi. Bizim cocuklugumuzda minik boncuklarla yaptigimiz yuzukler bileziklerden goruyorum.hatta bana bir arkadasim yuzuk yapip ismimi yazmisti. Burda aktivite cok. Tabii biraz kalirsaniz. Golfing, running, biking, camping, kayaking, diving…. Emeklilerin yerlesim yeriymis. Bahceli cok sik villalar. Onunden gecerken bahcelerinden gelen gul kokulari. Ama ayni zamanda balayi yeride. Cok RoMANTIK.. Hava hep ilik. Dolayisiyla her mevsim turistik. Surekli sanatsal aktiviteler var. Victoria’nin bir diger adida “Cultural Capital of Canada“. Senfoni orkestrasinin sefi Tania Miller. Cok guzel bir kadin. Ilkbahar ve yazin giderseniz festivallerinden birine denk gelebilirsiniz. Sokaklar hediyelik esya dukkanlari,restoranlar,cafelerle dolu. Dukkanlar da satilanlar asgi yukari birbirinin ayni. Ama cafeler. Benim aklim onlarda kaldi.

Butchart Garden mutlaka gorulucekler listesinde. Dunyanin en muhtesem bahcelerinden biri. Zaten burda hersey o kadar muhtesem o kadar huzur dolu ki. Ne gunboyu gezerken kulaklari tirmalayan muzik,,ne yakaniza yapisip birsey satmaya calisan insanlar, ne yururken huzursuz oldugunuz kalabalik.

Konaklamak icin cok guzel butik oteller var. Vicktarion tarzi dosenmis. Birgunden fazla kalacaksaniz muzeler var. Otellerde ve kafelerde 5 caylari var.Biz bunlara ne yazikki yetisemedik. Hayatimda en hizli gezdigim sehirlerden biri olarak kalicak burasi. En iyisi birdaha gelinecekler listesine almak. Zaman yok. Guzellik cok. Basim omuzumda hafif sirtima dogru donmus olarak geziyorum. Ayaklarimin hizina gozlerim yetisemiyor. Birdaha donup bakmam lazim. Gitme zamani geldi. Valizlerimizi alip bizi ferinin kalktigi iskeleye goturecek olan otobuse geldik. Bu surenin cok kisa olacagini tahmin ediyordum. ama yaklasik bir saat surdu.ve biz adanin bir ucundan obur ucuna kadar geldik. Boylece goremedigimiz bircok yeri gormus, halkin yasadigi daha az turistik olan yerler hakkinda fikir sahibi olduk. Mutahit usulu yapilmis apartmanlar, carsilar, sokaklar. Bu kisa otobus yolculugundan sonra yine feribottayiz. Otobusumuzun numarasini iyice ezberledik ve otobusten inip feribotun en ust katina ciktik. Hava,gunes,mavi,martilar.ben size dedim cok romantik.Hic bitmesini istemedigimiz cok keyifli bir saat gecirdik burda. Adalarin arasindan gecerek okyanusa fazla acilmadan.

Devami var…..
Gulcin,august’07

4 yorum:

berrin dedi ki...

çok keyifli gezi olmuş
fotograflardan onu anlıyorum...

Nilambara dedi ki...

Sevgili Gülçin, öyle güzel anlatmışsın ki, yeni bir balayı ihtimalinin ufukta belirme ihtimali olduğu anda bile yazını tekrar okuyup, notlar alıp, gidiş yollarını araştıracağım kesinlikle... :)))
şaka bir yana, devamını merak ediyorum :)

Adsız dedi ki...

Gulcin'cigim, bilmesem de Amerika'da yasiyor galiba derdim "k" yerine "c" kullandigin icin degil tabii ki (ben de "g" ile "c" yi karma karisik ediyorum) tarih, tarih tarih dedigine bakarak.. Saka bir yana, fotograflardan cok hos ve aydinlik bir sehir oldugu belli. Cografyam zaten kotudur, Canada'yi hic bilmem, kalkip gidesim geldi...
Heryil ayni yerde tatil yapmamak lazim, gorulecek ne cok sey var dunyada..
mehtap

beto dedi ki...

Sevgili Gülçin,yazını okuyor gibi
değilde,senden dinliyor gibiyim.
Sesinin,tonlamalarının hafızamda
bu kadar taze kalabilmesi şaşırttı
beni.........

Beto