5 Temmuz 2007 Perşembe

satılık genç insanlar

Yaz mevsiminin neşesine yakışmayan, kasvetli kış için yazılmış bir kitap ''Darağacında üç fidan'' Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, kısacık hayatlarının son perdesini anlatıyor. Erken biten, idealist oyun.............. Okurken insan zihninde baskalıplar geçit yapıyor; insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, yazık bu gençlere.............. Basmakalıp prim alamıyor ama ya kalpteki açılan yaralar, Nihat Behram dizeleriyle tuz bastırıyor, açık yaralara.

*


Ya doğudan gelen genç ölümlerin haberleri. Oysaki başbakana inat tam da yan gelip yatma çağındayken, ölmek olur mu? Onların kalpleri aşk için çarpmalı, hain bir saldırıda ölür müyüm korkusuyla değil. Aciz bir varlığın, bir bireye dönüşmesi çok uzun bir serüven. Serüvenini tamamlamayı başaran ama insani vasıflar ipini göğüsleyemeyen niceleri varken , belkide hain mayının öldürdüğü en önde ipi göğüsleyecekti.

*

Genç nüfus fazlasının olması, onların kıymetlerini azaltır mı? Babalarının onları Amerika'da okutacak kadim dostları olsa, ölmek yerine gemi sahibi olabilirler belkide.(Tansu Çiller ve çocukları, Tayyip Erdoğan ve çocukları)Yan gelip yatmak, başbakan çocuklarına çok yakışıyor zaten, halkın çocukları askere gidip ölmeseler bile , o lükse sahip değiller.

*

Hangimizin vicdanı daha çok rahatsız olmalı? Biz sade vatandaşların mı, yoksa Amerika'da çocuk doğuran bir avuç sonradan görmenin mi, yoksa yoksa sahte tesettürzede çocuklarını orada yaşatan çobanın mı?


Beto

4 yorum:

BuRcu dedi ki...

betül
cok güzel bir yazı...diyecek cok seyi olup, hiçbirşey diyemez ya insan..o yüzden yorumsuz kalıyorum ..Yazdığın her cümleye imzamı atarım diyebilirim sadece.

berrin dedi ki...

acaba bizi yönetenler farklı düşünmenin ne kadarda kıymetli olduğunu anlayabiliyorlarmı ...
sırf sizinle aynı görüşte olmadığı için insanları öldürmek...

Adsız dedi ki...

Betul'cugum, bu yazi delip te gecti inan.
Biryerlerde fidanlar boylece olurken, bir yerlerde lise ogrencileri okullara dolusup, ogretmenleri iceri almiyor.. Biryerlerde genc kizlar, sirf okulu asip, erkek(!) cocuklara gezmeye gitti diye kendileri kadar cocuk agabeyleri tarafindan vurulurken, biryerlerde anneler kizlarina cumartesi geceleri preservatif harcligi birakiyor. Biryerlerde birilerine yasam, sadece dusunebildikleri icin haram edilirken, biryerlerde en buyuk din adamindan en buyuk politikaciya kadar herkes "ti" ye aliniyor, ve herkes elleri patlayana kadar alkisliyor bu gosterileri, dusunce eyleme donusmedigi surece suc sayilmiyor. Biryerlerde birilerinin hayatlarina cok ama cok yazik olurken, biryerlerde birileri sadece yasamdan daha nasil keyif alinir diye dusunmekten yoruluyor.
Mehtap

Adsız dedi ki...

" Çin'de bir adam, her gun boynuna dayadigi kalin sopanin iki ucuna
asili testilerle, dereden su tasirmis evine...

Bu testilerden birinde çatlak varmis. Oteki ise çatlak degilmis ve her seferinde, bu kusursuz testi adamin doldurdugu suyun tumunu
tasir, ulastirirmis eve...

Her zaman, boynunda tasidigi testilerden çatlak olani ise, eve yari dolu olarak varirmis.

Iki yil, her gun boyle geçmis. Adam her iki testiyi suyla doldururmus, ama evine vardiginda yalnizca 1,5 testi su kalirmis...Kusursuz testi gorevini mukkemmel yaptigi icin çok
gururlaniyormus...

Fakat çatlagi olan kusurlu testi, cok utaniyormus. Doldurulan suyun
yalnizca yarisini eve ulastirabildigi icin çok uzuluyormus. Iki yilin sonunda bir gun, gorevini yapamadigini dusunen çatlak testi, irmak kenarinda adama soyle demis: "Kendimden utaniyorum. Su yanimda ki çatlak nedeniyle, sular eve gidene degin akip gidiyor..." Adam gulumseyerek donmus testiye ve demis ki: "Gormedin mi?.. Yolun senin
tarafinda olan yani çiceklerle dolu... Fakat kusursuz testinin
tarafinda hic çicek yok... Çunku ben basindan buyana senin kusurunu,
çatlagini biliyordum. Senin tarafina çicek tohumlari ektim. Ve her
gun o yolda ben su tasirken, sen onlari suladin. Iki yildir o guzel
çicekleri toplayip, masami susluyorum. Sen kusursuz olsaydin, o
çatlagin olmasaydi, evime boyle guzellik ve zerafet veremeyecektim!.."

Ulke yonetmek, ulkede yasayan butun kesimlere kucak acmak degil midir?

Fatih Mika

Not:Yukarida ki Yazi Mehmet Muhsinoglu'nun geçen Haziran yayinlanan"Butun
Dunya" adli dergide ki bir yazisindan alinti.