2 Temmuz 2007 Pazartesi

Mehtap'tan

Mehtap, Tofu adresine Betül'ün kitap okumak ile ilgili yazısı üstüne bir mail atmış. Benim bu maili Belki Betül'e ulaştırmam gerekiyor ama ben Tofu'da değerlendirmeyi daha uygun gördüm .Umarım çok özel değildir mail.


Hepinize merhaba,


Aslinda Betul’un eskisi kadar kitap okuyamadigini anlatan yazisina bir cevap ama, aradan biraz zaman gectigi icin belki gozunden kacar diye dogrudan e-mailinize yaziyorum.


Hicbirimiz hicbirseyi eskisi kadar yapamiyoruz. Cunku yapabilecegimiz ve yapmayi istedigimiz cok sey var. Binlerce kitap basiliyor, cok dil biliyoruz, hepsini okumak, hepsini anlamak ve aklimizda tutmak arzusundayiz. Bir Dinazorun Anilari kitabinda Mina Urgan yaslilik yillarini eski kitaplarini yeniden okumaya ayirdigini soyluyordu. Ben de hem yeni cikanlari okumak, hem eskileri tekrar gozden gecirmek arzusu ile yaniyorum. Listeler uzadikca uzuyor ve ruhumu agirlastiriyor bazen.


Sen nasil bir cozum gelistirirsin bilmiyorum ama, ben STOP dedim, yaklasik 1 yil once. Bu artik hicbirsey yapmiyacagim anlaminda degil, bu artik ben hayatin pesinden kosmayacagim, o bana sunacak simdilik anlaminda. Cunku zaman yok. Cunku gunler cok hizli geciyor. Cunku isten Federico’nun okuluna, oradan yuzme havuzuna, sonra bir sergiye, sonra yemege filan kosarken mevsimlere vitrinlerden bakiyor oluyor insan.


Ben STOP dedim. Sabah binlerce yillik duvarlarin, su arklarinin arasindan gecerek isime gidiyorum, bazen durup, ne guzel bir sehirde yasiyorum da etrafima bakacak vaktim yok diyorum.


Cok sey var yapacak. Federico ile birlikte, onsuz, isle ilgili, evle ilgili. Televizyonda yuzlerce kanal, yepyeni filmler, yeni acilan sinemalar, internet, bloglar, alisveris merkezleri, spor salonlari, dogum gunleri, arkadas davetleri.. Yuzlerce binlerce yapilacak sey,


Yarin Albrecht Durer sergisine gidecegim. Cok sevdigim bir gravur sanatcisi arkadasim bana rehberlik edecek. İnternetten bir bakayim dedim, yuzlerce sayfa cikti dogal olarak, okunacak. Yapamam.. Gercekten yapamam.. Ben STOP dedim. O ne anlatirsa onu dinleyecegim ve yetinecegim.


Ben STOP dedim. Sarap tatma kursu almak istemiyorum. Sarabi cok sevsem de, sarap uretilen bir ulkede herkes secimini cok bilincli yapsa da, ben ogrenmeyecegim. Ben saraplarin tadini, onlari ictigim anlarla ilgili degerlendiriyorum. Calistigim hastaneye kabul edildigimde hocamla yemege gittik kutlamak icin. Bademin tadini hisset bu sarapta demisti. Gercekten badem ve seftali kokusu vardi ictigim sarapta. Aynisini tekrar icsem de ayni tadi alamam. O tad, o ozel gune ozeldi.


Yani Betul’cugum.. Bazen hani yuzerken yaptigimiz gibi, sirt ustu birakmak gerekiyor kendimizi. Biraz secmek, cok istedigimiz seyler arasinda en istedigimizi yapmak, zamanimizin hic de oyle cok olmadigini bilmek ve hirpalanmadan yetisebilmek gerekiyor. Eger bu aralar kitap okuyamiyorsan, bosver okuma.. kendini ilahi tembelligin kollarina birak biraz. Ne istiyorsa canin onu yap. Betul sana ne oldu diyenlere “metaforfoz” de. Gazete oku, ya da onu bile okuma. Kitaplara bakip, sucluluk duyma. Oradalar, orada duracaklar simdilik.


Belki de ruhun su aralar hicbirsey kesfetmek istemiyor da, kesfettiklerini yerlerine yerlestirmek istiyordur.. Kimbilir....
Sevgiler
mehtap

9 yorum:

BuRcu dedi ki...

bu mail betül'e veya betül'ün yazisina değil, hayatimizdaki genel duruma dair çok güzel bir anlatım taşiyor bence..

ben mesala hayatımdaki ağir taşlari çıkariyorum şu ara.Davranış psikolojimde değişiyor. Alışkanlıklarım anlayışım..Sanırım zaman bana yepyeni bir ben getirecek..Umutluyum..

Mehtap, sende etiketlen hadi ve bize bir sürü yaz daha..

berrin dedi ki...

gülçinnnn
ben sana söylemiştim
mehtap senden önce yazacak diye:)
italyadaki türkler
vatan özlemindenmi neden bilmem hepiniz çok güzel yazıyorsunuz

beto dedi ki...

Sevgli mehtap herzaman olduğu gibi
düşüncelerin beni çok etkiledi.
Senin Oran'da evinde ki sohbetleri
özlemişim.O zamanda sohbetlerinin
bana verdiği tat doyumsuzdu,
bu yazıyı okurken aynı tadı aldım.
Aslında problem tamda senin
dokunduğun detaylarda....
Hayat bu kadar hızlı akmazken
yakalamak çok kolaydı,isteklerini
yerine getirmek için insanların
zamanı oluyordu,bu kadar aç gözlüde değildik herhalde.....
Zaman sadece sana aitken de,canının
isteklerini yerine getirmek daha
kolay.Aile Birliğinin sağlığı
için zamanını paylaştırmak gerekiyor.
En sağlıklısı''dur biraz sakinleş''
diyebilmek herhalde.
Geçen günlerde kütüphanemi yerleştirdim,okunacak kitaplarımı
ayırdım başka bir rafa,sözleştik
zamanı geldiğinde okunacaklarına dair.
Sana teşekkür ediyorum,Keşke daha
çok yazsanda ,bu aldığımız lezzetten daha çok mahrum kalmasak.

Beto

Adsız dedi ki...

Sevgili Arkadaslar,
Hepinizin anladigi gibi, bu Betul'un mayis ayindaki yazisina taa o zaman yazilmis bir cevap. Benim icin cok buyuk bir supriz oldu burada gormek.O nedenle Fatih, isimsiz bir gravur sanatcisi arkadas olarak geciyor. O gun sergiden cikip, Via Nazionale'de yururken sizden bahsetmis ve hosuna gidecegini dusunuyorum demistim.
Yorumlara tesekkur ederim. Anlasilmak cok guzel bir duygu..
Mehtap

Nilambara dedi ki...

"TOFU" alışkanlık yapmış meğerse bende :) bakmadan çıkamadım ofisten, iyiki de birgöz atmak istemişim, harika bir yazı ile karşılaştım...

Sevgili Mehtap,
Bence de senin bir etiketin olmalı artık ve daha çok yazmalısın... Burcu haklı, bence de hayatımızın heranına, herşeye uyarlanabilecek bir anlatım ve sanki hepimizin hislerine tercüman oluyorsun :)
Çok sevgiler...

Nilambara dedi ki...

Sevgili Mehtap, sen de "you make my day". :))
Bulutlar güzeldir, bazen kara da olsa onlar da geçici, keyfini çıkarmaya bak... Sabri Akça'nın tüm resimlerinde gri-kara bulutlar vardır ve resminin en güzel bölümleridir, hemen ardından gelecek güneşli masmavi gökyüzünü hatırlatır hep bana, eminim senin de güneşli masmavi gökyüzün çok yakınlarda :)

BuRcu dedi ki...

Mehtap
bana mail atıp,betüle yazdığın cevabı burada görmen tabi şaşırtıcı...Anlayışına teşekkür ederim..

Ama biz tofuyu bu nedenle koyduk işte.. Herkes çok güzel şeyler aldı yazından kendine göre.. tofu'da neye karışsa onun tadını alıyor işte..

Adsız dedi ki...

Sevgili Mehtap,

Her yasin kendine gore bir guzelligi ve farkliligi var.

Dislerimizin dokulup te yeniden ciktigi yillar.

Dunyayi tek basimiza duzeltecegimize inandigimiz yillar.

Sonra da neye evet neye hayir diyecegimizi ogrendigimiz yillar.

1993 yilinda Biella sehrinde bir trienalde yasli bir sanatci ile tanismistim. Seksenuc yasinda idi ve yasini gostermiyordu. "Yasinizi gostermiyorsunuz" dedim. O da bana "yaslilik cok guzel, her seyi anliyorsun. Sadece bir kotulugu var kisa suruyor." demisti.Iste sonra da bu yillar.

Fatih Mika

Adsız dedi ki...

yaşamın ne kadar kısa olabildiğini dostlarımı kaybedrek öğrendim... ve hep erteledikleri yada ertelemek zorunda kaldıkları düşlerini anımsıyorum hala...herbirinin..........ama haklısın sanırım bazen yaşamı kovalamadan olduğu gibi ve anın tadını çıkarabilmeyide öğrenmemiz lazım..........haklısın ruhumuzun keşfettiklerini yerleştirmek içinde zaman ayırmamaız kaçınılmaz

sevgiyle.........
hatice ülker
ps:yazdıkların ortak geçmişimizde ne çok şey çeğrıştırdı bilmezsin......