11 Temmuz 2007 Çarşamba

bir film izledim...

Hayatım nihayet normal akışına dönmeye başladı... Tüm yoğunluk ve yorgunluğun ardından alınan olumlu değerlendirmeler ile yorgunluk unutuldu ve tatlı bir huzur, rahatlık aldı yerini...

Ve dün gece bir film izledim, ilginçti, düşündürücü idi... tavsiye edilebilir bir film di...

temposu biraz düşük ancak akıcı, çekimler hoş ve farklı, pek de aşina olmadığımız bir kültürün izleri ile... ve ilginçtir, filmi veren arkadaşımın (tiyatro sanatçısı) “başrol oyuncuları film boyunca hiç konuşmuyor ve farketmiyorsun, bu nasıl bir oyunculuktur! Sadece mimikler ve beden dili ile bu kadar mı başarılı konuşulur...” sözünü ancak filmin sonunda hatırladım ve farkettim ki gerçekten de hiç konuşmadılar ama çok şey anlattılar...

Film, Kore’li Kim Ki-Duk’un 2004 yapımı 11. filmi... Oyuncuların adını sormayın, bilemem, hepsi Kore’li, film Kore dilinde, neyse ki alt yazılı...

İngilizce ismi “3-Iron”, "Boş Ev" ismiyle Türkçeleştirilmiş, orjinal ismini söyleyemem, okunuşunu bilmiyorum, çizmem lazım :)

Filmin en vurucu sahnelerini saymayım, belki izlersiniz belki de çoktan izlediniz... Beni en çok vuran iki söz, biri dvd’nin kapağından;

“We are all empty houses, waiting for someone to open the lock and set us free”

Ve diğer söz, sanki daha da vurucu...

“It’s hard to tell that the world we live in is either a reality or a dream.”

Hangisi gerçek, hangisi vizyon? Düşündürücü, etkileyici...
*
Yarın İstanbul’dayım, akşam boğazın kokusunu içime çekerken, Dibya Prema ve Umut’u izleyeceğim, eminim harika bir film lezzetinde olacak ve ertesi gün biraz İstanbul özlemimi giderip, keyifle Ankara’ya döneceğim...

Görüşmek üzere, hepinize şimdiden iyi haftasonları, sevgiler...

Not: Berrin’ciğim affet, buarada o bahsettiğim Litvanya’lı sanatçı ile ilgili bilgileri aktarmayı unuttuğumu farkettim, o da dönüşte ayrı bir yazı olsun :)

4 yorum:

Selen dedi ki...

Kesinlikle çok ama çok etkileyici bir filmdi bence de... Geçen sene tesadüfen seyretmiştim... Film hakkında hiç bir ön bilgim yoktu... Televizyonda yayınlanıyordu ve sanırım ben de ne yapacağımı bilemediğim bir akşam yaşıyordum... Sonra, takıldım kaldım filme... Tek kelime etmeden bu kadar çok konuşabilmeleri vurucuydu... Belki de konuşmak gerçekten gerekmiyordur aslında...

BuRcu dedi ki...

bir de notebook diye bir film var.Onu izleyin..henüz bende izlemedim...

berrin dedi ki...

ilginç bir film gibi...merak ettim
litvanyalı sanatçının kim olduğunu merak ediyorum...

Nilambara dedi ki...

Selen'ciğim haklısın, belki de konuşmak gerekmiyor, özellikle içinde aşk olan ikili ilişkilerde... dün akşam izlediğim filmde de 30 yıllık evlilikten sonra ayrı düşen ama hala birbirini çok seven iki kişinin ayrılık sonrası karşılaşmalarında tek kelime etmeden sadece bakışları ile anlaşmaları ve tekrar kavuşmaları sahnesi çok etkileyiciydi... galiba özellikle gerçek aşkta kelimelere hiç ihtiyaç yok...
"notebook" listeme girdi Burcu'cuğum, ilk fırsatta izleyeceğim...