25 Nisan 2007 Çarşamba

geç kalmış motor yazısı


Onbeş gün önce bir bahar pazarında beş kişilik motorize grup ,tamamen plansız bir rotada tura çıkar.Mevsimlerden baharın ilkidir.Amaç bir yere varmak değil, yolun tadını çıkarmaktır. Grup ilk önce İstanbul çevresindeki çevre yollarında kaybolur, ama kaybolmak bu gezinin tadını artırır.Grup feribota ulaşır;burunlara iyotlu deniz kokusu dolar, saçlar rüzgarda dağılır, taze alınmış poğaçalar yenilir, çaylar kahveler içilir. Feribot iskeleye yanaşır.

Çevrede yaşayan tanıdıklar aranır, motorla gidilebilecek güzergahlar öğrenilir. Grup doğayla kaynaşmak istemektedir, asfaltı olmayan yollar tercih edilmektedir. Tanıdık tarifleri, takip edilir ama varılması gerekilen noktalara bir türlü varılamaz. Zaten varmak eylemi, amaç olmadığından , varılası noktalar sürekli değişir. Grup şelaleye gitmek ister ama hedef şelale yerine , içgüveysinden hallice İSKİ yapımı küçük şelaleciğe ulaşılır. Grubun keyfine diyecek yok.

Sulardan geçilir, topraklı yollar aşılır. Köy meydanları, köy halkı, tavuklar................
Gruptan birinin burnuna, gübre kokusu dolar, gözleri yaşarır. Bu koku neyi çağrıştırır şehir çoçuğuna bilinmez. Kendide anlamaz gübre kokusunun niye gözlerini yaşarttığını....

Uzaktan puslar arasında adalar görünür, yemek molasında manzaraya keyifli sohbet eşlik eder. Dönüşe geçilir , ağaçlar arasından..........


Beto

3 yorum:

Brajabanita dedi ki...

ozgurlugun ve doganin tadini cikartabilmek ne hos....

berrin dedi ki...

ilginç
acaba yanlış mı anladım
tezek kokusuna ağladın mı?
bak soru işareti bile koydum...
durumun gerçekten kötü olmalı:))

Nilambara dedi ki...

Betül'cüğüm ikinci kez gıpta ettim sana :)
çok keyifli çok hoş bir gün yaşamışsınız...
hedefe varmanın endişesi ile değil yaşanan heranın farkına varıp tadını çıkarmak için yaşamak kadar güzel başka ne olabilir :))