8 Mart 2007 Perşembe

KADINLAR BİRLİĞİ


Bugün dünya kadınlar günü ya.. Belki ondan bu yazıyı yazdığımı düşüneceksiniz.. Ben kadınların eşitliğini ya da üstünlüğünü hiç savunmuyorum.. Onlar varlar.. Onlar içlerindeki tüm güzellikleri ile hayatımızdalar... Bugün güzel bir gün.. Bugün kadınlar günü olabilir ama yarında bizim günümüz..Sonraki günler de..


Bizler çok şanslı kadınlarız belki de.. Çok zor şartlarda ve sırf kadın olduğu için daha da zor koşullarda yaşayan-yaşatılmayan kadınlar için adledilmiş bir gün olabilir bugün.. Buna asla duyarsız kalamam.. Ama buna “kadın” olduğu için değil, önce konu insan olduğu için duyarsız kalamıyorum.. O yüzden kadınlar günü denen şeyi sevmiyorum.. Bu günün özellikle vurgulanmasının Kadın’a bir yarar değil, insan olarak ayrımcılığa neden olduğunu düşünüyorum... Kadın hakkı diye bir şey yoktur, insan hakkı vardır.. Ve biz bu hakları ikiye böldükçe ayrımcılık artar.. Yine de, Tofucanlar Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun diyorum..
-

KADINLAR BİRLİĞİ

"İki kadının rahatlıkla birbirlerinin omuzlarında ağlayabildiğini, ama iki erkeğin asla bunu yapamadığını" ilk kez bir erkek gözüyle Güçlü’den duydum.. Hiç farkına varamamıştım o zamana kadar. Oysa ben erkek dünyasında her kadının ne kadar zorluk çektiğine dair söylenir dururdum.. Ama olayın bir de bambaşka bir yanı varmış.. Kadınlar Birliği..

Kadınlar girdiği her ortamı farklılaştırdığını–sırf erkeklerin olduğu bir ortama erkek olarak girmediğimden anlamamışım.. Onu nasıl öğrendiğimi hiç sormayın.

Kadınların aslında potansiyellerinin çok üstüne çıkabileceğini ve gerçek anlamda beceri sahibi olduğunu –denemeden öğrenmemişim.. İşe gitmek, erkek dünyasında var olmaya çalışmak, para kazanmak, çekip çevirmek,düzen kurmak, sevgi ve anlayış dağıtmak, estetik katmak-yaratmak, doğurmak, büyütmek, büyümek, üretmek,.. ve tüm bunlara rağmen bir de bakımlı kalabilmek...

Bir annenin ne kutsal olduğunu – doğumuna şurada 10 gün kalan en yakın arkadaşımın gelecek bebeği için kurduğumuz hayallerin ardından , annelerimize daha çok hak vermeye başladığımızda anladım. Gözlerimiz doldu tüm o yılları düşündükçe... Gözlerim doldu, 20 yıllık arkadaşımın yaklaşan doğumunu düşününce sonra... Annelerimiz bizi, hatasıyla, sevabıyla ama tüm sevgileri ve özverileriyle pamuklara sarıp sarmaladığı ve bu yaşa getirdiklerinde anca anlayabildik belki de biz bunu.. 10 gün sonra bebeğini seveceğim, 11 yaşında beraber okul sırası paylaştığım arkadaşımdı şimdi anne olan..

Bir yemeğin bir tarifi olup, o tarifi ancak Annen yapınca gerçekten lezzetli olduğunu öğrendim mesela ben.. Yıllarca, bıkmadan, usanmadan her sabah ve her akşam içine sevgi katmış o yemeklerin.. Ben hiç farkına varmamışım.. Kendi evime geldiğimde yemek olmadığını görünce anladım bunu.. Onun tarifine göre pilav yaptığım halde onunki gibi olmadığını ve bana söylemediği başka bir sırrı olduğunu sorup duruyorum hep,.. kahkahalarla gülüyor bana... Niye ki?

Kendimi sıkıntının ve karmaşanın ortasında hissettiğimde, bana ayna tutan ve yol gösterici arkadaşlarım olduğunu gördüm sonra.. Bunların hepsi harika kadınlardı..Ve biliyordum ki, yürekleriyle konuştular hep.. Erkek dünyasındaki giyindiğin savunma mekanizmasını üstünden çıkartabilirdin onlarla.. Çünkü onlar kadındı ve aynı dili konuşurlardı..

İş dünyası var sonra... Zor olan.. Ama kadın olduğum için bunu avantaja çevirmeyi öğrendim yeni yeni... Şimdiye kadar kimseyle bilek güreşine girişmedim, ama dakika da 1000 kelime sarfettiğim görüldü.. Sistemi bozdum işte..Güreşe tutulacak bir bilek gücüm olmadığı için, kelimelerin gücünü kullandım.. Kıvırmadan, kıvırtmadan “adam” gibi konuşarak.. Erkek dünyasında iyi “ işadamı” olmak için iyi konuşmak gerekiyordu...Güç, sözcüklerdeydi. Şimdi “iş kadını” oldu o kelime bu dünyada ki diğer gücün yarısı...

Bir kadının, çok zor şeylerin üstesinden gelebildiğini şimdi şimdi görebiliyorum daha.. Babam yurtdışında okurken, ablam ve bana tek başına bakan annemin ne kadar güçlü olabildiğini.. Şimdi anlayabiliyorum, ayakta kaldığım saatler boyunca günü kaç parçaya böldüğümde ancak... ve daha henüz annemin yaşında ve iki çocuğum yokken bunu deme cesaretini gösteriyorum affınıza sığınarak...

Başka kadınlar da var hayatımda.. Mesela kendi annemden ayırt etmediğim, yeni Annem..İnci Annem.. Bana gelini ya da kızı olduğu için değil, kendinden biri olduğu için hep özel davrandı..Gözlerindeki samimiyetinde hep bunu gördüm.... Bende onda hep o güçlü kadını.. Gücü sevgisinden gelen...

Bana yardıma gelen ve evimizi temizleyen Türkan abla var sonra..Geldiği her sabah kahvaltı yapıyoruz beraber... Her seferinde “çok konuştuk hadi iş zamanı” diyip kalkıyor masadan.. İki kadın; yaşı, yaşamı, hayatı ne kadar farklı olsa da buluyor konuşacak, birbirinden öğrenecek bir şey işte.. Kahvaltıdan kalkıp, ben işe gitmek için hazırlanmaya başlarken , Türkan abla Kral tv’i açıyor, koltukları kaldırırken çığırarak İbrahim Tatlıses’ten bir türkü söylemeye başlıyor sonra..

Daha sonra Annemin arkadaşları var... Teyzeler... Evlendim ya.. Günlerine beni de çağırıyorlar:) Komik olan ben onlara hala teyze derken, artık benimle benimde bildiğim dilden konuşuyor olmaları.. Düşünüyorum da , çok yakın zaman öncesinde bizim evde yapılan teyzeler gününde - "merhaba nasılsınız (yalancı tebessüm)–ben de iyiyim haha (Yalancı kahkaha) – çok teşekkürler" dememek için merdiven arasından odama kaçan ben –şimdi bu teyzelerin arasında onları dinliyor, üstüne keyif alıyor onlarla kahkahalar atıyorum.. Geçen gün yolda gördüğüm birine “ bize de beklerim ” dediğim de oldu.. Bekliyorum da gerçekten...

Sonra Tofu kadınları var hayatımda .. Bunlar hepsi birbirinden güzeller.. Hepsi yeniden keşfedilecek bir gezegen gibi benim için.. Onlarda, bir yandan kendi hayatlarında varlıklarını sürdürmeye çalışırken, Tofu ile hayatı benimle-bizimle paylaşarak, üretiyor, yazıyor, katılımcı oluyorlar.. Hayata katıyor, katlıyor, çoğaltıyor, üretiyor ve büyüyorlar.. Kadınlar birliği buna deniyor sanırım.. Hepimiz hayatlarına devam ederken, burada birşeyler yazmak –paylaşmak için hevesli olmasında yatıyor bu birliğin gerçek sırrı.. Buna Kadın birliği deniyor..
-
Hayatımda ki tüm kadınları çok seviyorum.. Sanmayın ki erkekler için bu kadar yazmam.. Babalar günü gibi bir günde Tofu'yu kapatabilirim oysa.. Güçlü'yü anlatsam yer kalmaz... Onları da çok seviyorum. Çünkü bana sevmeyi bir kadın ögretti..

Biz kadınlar...Varız işte.... Biz tofudayız.. biz hayatın içindeyiz.... katıyor, katlanıyor, çoğaltıyoruz....

İki kadın birbirinin omzuna dayanıp, çok güçlü olabilir ...
10 kadın ise kocaman bir sevgi çemberi kurup, bir Tofu yaratabilir..
İşte böyle...

Kadınlar günümüz pek kutlu olsun ...

4 yorum:

irem dedi ki...

iyi ki kadınmışız bu yaşamda. erkek olsaydım tuhaf olurdum ya.

irem dedi ki...

bu arada erkeklerin içindeki kadını çıkması için onlara sevgi ve destek enerjisini gonderelim. onların da kadın gunleri kutlu olsun!

berrin dedi ki...

bence de iyi ki kadın olarak doğmuşum...kadın olmak gökkuşağı gibi renkli birşey

Nilambara dedi ki...

Burcucuğum, aynı anda hem gözümde yaş, boğazımda düğüm hem gülümseme yaşattın... bir kadının nasıl olupta daha güçlü olduğunu anlayamayanlar için kadının evrimini çok hoş anlatmışsın ve teyzelerin arasında farkına varamadan bizler de teyze oluveriyoruz gücümüze güç katarken... ve ilk paragraflardaki düşüncelerine yürekten katılıyorum, önce insan olan tüm tofucanlara sevgiler...