9 Şubat 2007 Cuma

IRMAK (Halil Cibran)

Coşkun bir ırmağın aktığı Kadishe Vadisinde iki küçük dere karşılaştılar ve konuşmaya koyuldular.

Derelerden biri dedi, "Nereden geliyorsun dostum; ve yolun nasıldı?"

Ve öbür dere yanıtladı, "Yolum güçlüklerle doluydu. Değirmenin çarkı kırılmıştı ve beni su yolumdan ekinine veren çiftçibaşı ölmüştü. Bütün gün oturup tembelliklerini güneşte pişirmekten başka bir iş yapmayanların pisliğine belenmiş, debelendim durdum. Ama senin yolun nasıldı, kardeşim?"

Ve öbür dere yanıtladı ve dedi, "Benim yolum bir hayli farklıydı. Hoş kokulu çiçekler ve utangaç söğütler arasından geçerek tepelerden aşağı süzüldüm; kadınlar ve erkekler gümüş kupalarla suyumdan içiyor, küçük çocuklar pembe ayacıklarıyla kıyılarımda dolaşıyorlardı. Yolum neşe ve tatlı şarkılar eşliğinde geçti. Senin yolunun böylesine mutlu olmaması ne yazık."

O an ırmak yüksek sesle seslendi ve dedi,

"Gelin, gelin, denize gidiyoruz. Gelin, gelin, daha fazla oyalanmayın. Benimle olun. Denize gidiyoruz. Gelin gelin; bana kavuşunca gezintilerinizi unutacaksınız, mutlu ya da hüzünlü. Gelin, gelin. Ve siz de ben de anamız denizin yüreğine kavuştuğumuzda geçtiğimiz yolları unutacağız."
Halil Cibran

"Değişik çiçeklerden bal toplayan arılar gibi, akıllı adam bütün kutsal kitapların özünü kabul eder ve bütün dinlerdeki, yollardaki iyiyi anlar."
Srimad Bhagavatam

"Nefsini bilen, Rabbini bilir ve Rabbinde yok olur."
Mevlana Celaleddini Rumi

1 yorum:

irem dedi ki...

halil amca gibi ne zaman ermiş olacagiz?